{"title":"COMPLICITY OF INDEPENDENT ACCOUNTANTS AND FINANCIAL ADVISORS, IN THE CRIME OF ISSUING FORGED DOCUMENTS, IN THE SUPREME COURT DECISIONS","authors":"Yaşar Ayyildiz, S. Şahin","doi":"10.29106/fesa.1390453","DOIUrl":null,"url":null,"abstract":"Çalışmanın konusu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin (SMMM) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan kaçakçılık suçlarından sahte belge düzenleme fiiline iştirakleri hakkındaki hukuki durumun analiz edilmesidir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun iştirak halini düzenlememiş olması, iştirak konusunda farklı bakış açılarını ortaya çıkarabilmektedir. Özellikle vergi mevzuatının karmaşık yapısı gereği yükümlülüklerine tam olarak vakıf olamayan mükelleflerin vergisel ödevlerinin yerine getirilmesinde en yakın çalışma arkadaşı konumunda bulunan SMMM’lerin sahte belge düzenlenmesi yoluyla ortaya çıkan vergi kaçakçılığı suçları karşısındaki konumlarının belirlenmesi noktasında zorluk oluşmaktadır. Zira mükellefin vergisel yükümlülüklerini gerçekleştiren serbest muhasebeci mali müşavirler bir yandan vergisel işlemler açısından vergi mükellefleriyle yakın ilişki içinde çalışırken diğer yandan bağımsız çalışmaları nedeniyle bir o kadar uzak çalışabilmektedirler. Bu nedenle SMMM’ler sahte belge düzenleme fiilinde fail, azmettiren ya da yardım eden konumunda olabilmektedirler. Yargıtay içtihatlarında sahte belge düzenleme suçuna, SMMM’lerin iştiraki konusunda, mükelleflerle SMMM’ler arasındaki karmaşık ilişkide SMMM’lerin durumunun şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanabilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda çalışmada SMMM’lerin vergi suçlarına iştirakinde varsayımlara dayalı gerekçeler yerine sahte belge düzenleyicisi ile SMMM arasındaki ilişkinin net bir şekilde belirlenerek, SMMM’nin iştirak iradesinin ve iştirak niteliğinin net bir şekilde belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.","PeriodicalId":152197,"journal":{"name":"Finans Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"351 13","pages":""},"PeriodicalIF":0.0000,"publicationDate":"2023-12-28","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":"0","resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":null,"PeriodicalName":"Finans Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Dergisi","FirstCategoryId":"1085","ListUrlMain":"https://doi.org/10.29106/fesa.1390453","RegionNum":0,"RegionCategory":null,"ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":null,"EPubDate":"","PubModel":"","JCR":"","JCRName":"","Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
Abstract
Çalışmanın konusu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin (SMMM) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan kaçakçılık suçlarından sahte belge düzenleme fiiline iştirakleri hakkındaki hukuki durumun analiz edilmesidir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun iştirak halini düzenlememiş olması, iştirak konusunda farklı bakış açılarını ortaya çıkarabilmektedir. Özellikle vergi mevzuatının karmaşık yapısı gereği yükümlülüklerine tam olarak vakıf olamayan mükelleflerin vergisel ödevlerinin yerine getirilmesinde en yakın çalışma arkadaşı konumunda bulunan SMMM’lerin sahte belge düzenlenmesi yoluyla ortaya çıkan vergi kaçakçılığı suçları karşısındaki konumlarının belirlenmesi noktasında zorluk oluşmaktadır. Zira mükellefin vergisel yükümlülüklerini gerçekleştiren serbest muhasebeci mali müşavirler bir yandan vergisel işlemler açısından vergi mükellefleriyle yakın ilişki içinde çalışırken diğer yandan bağımsız çalışmaları nedeniyle bir o kadar uzak çalışabilmektedirler. Bu nedenle SMMM’ler sahte belge düzenleme fiilinde fail, azmettiren ya da yardım eden konumunda olabilmektedirler. Yargıtay içtihatlarında sahte belge düzenleme suçuna, SMMM’lerin iştiraki konusunda, mükelleflerle SMMM’ler arasındaki karmaşık ilişkide SMMM’lerin durumunun şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanabilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda çalışmada SMMM’lerin vergi suçlarına iştirakinde varsayımlara dayalı gerekçeler yerine sahte belge düzenleyicisi ile SMMM arasındaki ilişkinin net bir şekilde belirlenerek, SMMM’nin iştirak iradesinin ve iştirak niteliğinin net bir şekilde belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.