This study aims to analyze the interpretive content of the issues emphasized and prominent in the decisions taken in the Izmir Economic Congress held so far by using the Voyant Tools program. The exploratory study is conducted according to the interpretive content analysis technique. In the study, the texts of the decisions taken in Izmir Economics Congresses were determined by an online convenient sampling technique. In the study, the decisions taken in Izmir Economics Congresses were analyzed with the help of the Cyrrus Tool, Reader tool, Trend tool, Summary tool, and Context tool offered by Voyant Tools online program. All five mentioned tools are tools with scalable parameters. The numerical findings obtained from the analysis were presented and interpreted together with the visuals. The five text analysis tools used in the analysis process are understood to provide essential information depicted in visualization formats. The findings are interpreted together with the context of the visualized data, delivering powerful clues for reaching accurate conclusions. The results of the analysis show how different input parameters affect the study. The prominent themes in the results of the research are essential in terms of showing what the basic vision of the Republic of Turkey is in the decisions taken at the Izmir Economic Congresses.
{"title":"İzmir İktisat Kongreleri Kararları: Yorumlayıcı Bir İçerik Analizi","authors":"Hasan TUTAR, Neslihan ÖZKAN","doi":"10.33206/mjss.1338684","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1338684","url":null,"abstract":"This study aims to analyze the interpretive content of the issues emphasized and prominent in the decisions taken in the Izmir Economic Congress held so far by using the Voyant Tools program. The exploratory study is conducted according to the interpretive content analysis technique. In the study, the texts of the decisions taken in Izmir Economics Congresses were determined by an online convenient sampling technique. In the study, the decisions taken in Izmir Economics Congresses were analyzed with the help of the Cyrrus Tool, Reader tool, Trend tool, Summary tool, and Context tool offered by Voyant Tools online program. All five mentioned tools are tools with scalable parameters. The numerical findings obtained from the analysis were presented and interpreted together with the visuals. The five text analysis tools used in the analysis process are understood to provide essential information depicted in visualization formats. The findings are interpreted together with the context of the visualized data, delivering powerful clues for reaching accurate conclusions. The results of the analysis show how different input parameters affect the study. The prominent themes in the results of the research are essential in terms of showing what the basic vision of the Republic of Turkey is in the decisions taken at the Izmir Economic Congresses.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"44 6","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973473","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
İşletmelerin rekabet avantajı kazanmak için küçülme ve esnekleşme stratejileri izlemeleri işgücünün yönetimine dair stratejileri de etkilemiştir. Özellikle geçici, yarı zamanlı istihdam uygulamaları çalışanların tam zamanlı istihdam koşullarında sahip oldukları iş güvencesini ortadan kaldırmıştır. Çalışanların önemli bir bölümü işlerinin sürekliliğini koruma konusunda kaygı yaşamaktadırlar. Öte yandan çalışanlar daha iyi ücret ve çalışma koşulları sağlayacak işleri arama konusunda da kayda değer bir özgürlüğe sahip olmuşlardır. Bununla birlikte çalışanların mevcut işlerini korumaya çalışmak ile yeni işler aramak konusundaki tercihlerinin onların özgüvenleri ile bağlantılı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma iş güvencesizliği algılayan çalışanların bu algılarının işten ayrılma niyetine etkisini araştırmaktadır. Özgüvenin bu ilişkide düzenleyici/ılımlaştırıcı bir rol oynayacağı; özgüvenleri yüksek çalışanların işten ayrılma niyetlerinin yüksek olacağı, buna karşılık düşük özgüvenin işten ayrılma niyetini azaltacağı varsayılmaktadır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisarda bulunan 5 yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlar oluşturmaktadır. 135 otel çalışanından veri toplanmıştır. Yapısal eşitlik modeli çerçevesinde yapılan analiz sonucunda iş güvencesizliğinin işten ayrılma niyeti ile doğrusal ve olumlu ilişkili olduğu ve özgüvenin bu ilişkide düzenleyici bir role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
{"title":"The Effect of Job Insecurity on Turnover Intention: The Moderating Role of Self-Esteem","authors":"Fatih BIYIKLI, Belkıs ÖZKARA","doi":"10.33206/mjss.1354496","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1354496","url":null,"abstract":"İşletmelerin rekabet avantajı kazanmak için küçülme ve esnekleşme stratejileri izlemeleri işgücünün yönetimine dair stratejileri de etkilemiştir. Özellikle geçici, yarı zamanlı istihdam uygulamaları çalışanların tam zamanlı istihdam koşullarında sahip oldukları iş güvencesini ortadan kaldırmıştır. Çalışanların önemli bir bölümü işlerinin sürekliliğini koruma konusunda kaygı yaşamaktadırlar. Öte yandan çalışanlar daha iyi ücret ve çalışma koşulları sağlayacak işleri arama konusunda da kayda değer bir özgürlüğe sahip olmuşlardır. Bununla birlikte çalışanların mevcut işlerini korumaya çalışmak ile yeni işler aramak konusundaki tercihlerinin onların özgüvenleri ile bağlantılı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma iş güvencesizliği algılayan çalışanların bu algılarının işten ayrılma niyetine etkisini araştırmaktadır. Özgüvenin bu ilişkide düzenleyici/ılımlaştırıcı bir rol oynayacağı; özgüvenleri yüksek çalışanların işten ayrılma niyetlerinin yüksek olacağı, buna karşılık düşük özgüvenin işten ayrılma niyetini azaltacağı varsayılmaktadır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisarda bulunan 5 yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlar oluşturmaktadır. 135 otel çalışanından veri toplanmıştır. Yapısal eşitlik modeli çerçevesinde yapılan analiz sonucunda iş güvencesizliğinin işten ayrılma niyeti ile doğrusal ve olumlu ilişkili olduğu ve özgüvenin bu ilişkide düzenleyici bir role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"52 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973604","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Türkiye'nin Avrupa bütünleşmesinin başlangıcından beri Avrupa Birliği (AB) kurumları içinde yer almak istemesi kendisinin Avrupalı bir devlet olarak tanımlanma amacı ile ilişkilidir. Türkiye ile 2005 yılında tam üyelik için müzakerelere başlanmış olmasına rağmen, Türkiye’nin Avrupalılığı tartışılmaya devam etmektedir. Fransa, bu tartışmaların en yoğun gerçekleştiği üye ülkelerden biridir. Türkiye’nin AB üyelik sürecinde önemli bir role sahip Fransa’da popülist radikal sağ yükseliştedir. Makalenin amacı, Türkiye’nin AB içindeki veya dışındaki geleceği için belirleyici unsurlardan biri olan Fransa’da Türkiye’nin AB üyeliğinin popülist radikal sağ tarafından nasıl tasvir edildiğini analiz etmektir. Çalışma, son dönemlerde seçim başarısını artırarak Fransa siyasetinin önemli bir aktörü hâline gelen Ulusal Cephe/Ulusal Birlik partisinin Marine Le Pen liderliğinde (2011-2022) Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik söylemlerini ve tutumunu, popülizm ve dış politika çerçevesinde incelemektedir. Çalışmada, birincil kaynak olarak parti programları, seçim manifestoları, basın açıklamaları ve Twitter hesapları üzerinden sosyal medyadaki paylaşımlarından ve ikincil literatürden yararlanılmaktadır. Türkiye’nin AB üyeliğine iç içe geçen göç, İslam, Avrupa şüpheciliği ve egemenlik temaları üzerinden karşı çıkılarak Fransa ve Avrupa kimliğine bir tehdit olarak tasvir edildiği görülmektedir.
自欧洲一体化之初,土耳其就希望加入欧洲联盟(欧盟)的机构,这与土耳其将自身定义为欧洲国家的目标有关。尽管与土耳其的正式成员谈判已于2005年开始,但土耳其的欧洲化问题仍然争论不休。法国是这些辩论最为激烈的成员国之一。法国的民粹激进右翼势力正在崛起,而法国在土耳其加入欧盟的进程中扮演着重要角色。本文旨在分析法国民粹主义激进右翼是如何描绘土耳其加入欧盟的,而法国是土耳其未来加入或退出欧盟的决定性因素之一。国民阵线/民族团结党最近在选举中取得了更大的成功,成为法国政治中的重要角色,本研究分析了该党在玛丽娜-勒庞(Marine Le Pen)领导下(2011-2022 年)在民粹主义和外交政策框架内对土耳其加入欧盟问题的论述和态度。本研究以政党纲领、选举宣言、新闻稿、推特账户上的社交媒体帖子和二手文献为主要资料来源。研究通过移民、伊斯兰教、欧洲怀疑论和主权等相互交织的主题反对土耳其加入欧盟,并将土耳其描绘成对法国和欧洲身份的威胁。
{"title":"Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Geleceğini Yeniden Düşünmek: Fransa’da Yükselen Popülist Radikal Sağ ve Türkiye’nin Avrupa Birliği Üyeliğine Bakışı","authors":"Fulya AKGÜL DURAKÇAY","doi":"10.33206/mjss.1349127","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1349127","url":null,"abstract":"Türkiye'nin Avrupa bütünleşmesinin başlangıcından beri Avrupa Birliği (AB) kurumları içinde yer almak istemesi kendisinin Avrupalı bir devlet olarak tanımlanma amacı ile ilişkilidir. Türkiye ile 2005 yılında tam üyelik için müzakerelere başlanmış olmasına rağmen, Türkiye’nin Avrupalılığı tartışılmaya devam etmektedir. Fransa, bu tartışmaların en yoğun gerçekleştiği üye ülkelerden biridir. Türkiye’nin AB üyelik sürecinde önemli bir role sahip Fransa’da popülist radikal sağ yükseliştedir. Makalenin amacı, Türkiye’nin AB içindeki veya dışındaki geleceği için belirleyici unsurlardan biri olan Fransa’da Türkiye’nin AB üyeliğinin popülist radikal sağ tarafından nasıl tasvir edildiğini analiz etmektir. Çalışma, son dönemlerde seçim başarısını artırarak Fransa siyasetinin önemli bir aktörü hâline gelen Ulusal Cephe/Ulusal Birlik partisinin Marine Le Pen liderliğinde (2011-2022) Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik söylemlerini ve tutumunu, popülizm ve dış politika çerçevesinde incelemektedir. Çalışmada, birincil kaynak olarak parti programları, seçim manifestoları, basın açıklamaları ve Twitter hesapları üzerinden sosyal medyadaki paylaşımlarından ve ikincil literatürden yararlanılmaktadır. Türkiye’nin AB üyeliğine iç içe geçen göç, İslam, Avrupa şüpheciliği ve egemenlik temaları üzerinden karşı çıkılarak Fransa ve Avrupa kimliğine bir tehdit olarak tasvir edildiği görülmektedir.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"9 2","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973466","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Atatürk’ün, Müdafaa-i Hukuk yolundan Millî Devlete uzanan açtığı yolda, Misak-ı Milli, Misak-ı İktisat ve Misak-ı Maarif olmak üzere üç ulusal And önemlidir. Atatürk’ün ilke ve devrimleri, düşünsel temellere dayalı bir devlet felsefesi ışığında değerlendirilmelidir. Bu araştırmanın amacı, Atatürk’ün eğitimle ilgili temel görüşlerini incelemektir. Bu amaçla, Atatürk’ün çocukluk, gençlik, askerlikle ilgili gelişimsel süreçte birbiriyle ilişkilendirdiği Misak-ı Millî, Misak-ı İktisat ve Misak-ı Maarife dair olaylar incelenmiştir. Atatürk’ün eğitime bakışını analiz eden Mustafa Rahmi Balaban’ın “Gazi Paşa Hazretleri’nin Maarif Umdesi (İlkesi) ve Asrî Terbiye ve Maarif” (1923) adlı metinden yeni eğitim ilkelerinin nasıl olması gerektiği konusunda yararlanılmıştır. Ayrıca “Atatürk biyografik tahlil denemesi” (Karaosmanoğlu, 2021); “Çankaya” (Atay, 2021)“Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu” (Kinross, 2021) eserleri incelenmiştir. Buna ek olarak, Atatürk’ün eğitim görüşlerine yer veren kitap tez, makale, anı, telyazılarla kaynak taraması yapılmıştır. Araştırma, sistematik derlemedir. Verilerin analizinde, Atatürk’ün ve çalışma arkadaşlarının, üç ulusal Anda bağlılıkları, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk İlke ve Devrimlerine giden yolda yaşadıkları, rolleri ve inşa ettikleri sistem alt başlıklarla sunulmuştur. Atatürk’ün Misakı Maarif eğitim görüşü; “yaşama hazırlama” ilkesine göre düzenlenmiş ve birleştirici güç laik kuşakların yetiştirilmesini sağlayacak eğitim programlarını içermektedir. Atatürk’ün eğitim umdesinin (ilkesinin) hedefi, bütün halkı eğitimle üst seviyede eşitlemektir. Ulusu; sanat, spor, zanaat, ekonomi, sanayi, gelir düzeyi, görgü, toplumsal kurallar, ahlak ve yaşam tarzında yüksek kültüre eriştirmektir. Atatürk’ün Türk Ulusuna armağan ettiği büyük inkılâp hareketinde en çok emek harcadığı konu “Türk çocuğunun ve Türk milletinin ulusal eğitim meselesi”dir.
在阿塔图尔克从 Mudafaa-i Hukuk 到民族国家的道路上,Misak-ı Milli、Misak-ı İktisat 和 Misak-ı Maarif 这三个民族承诺非常重要。阿塔图尔克的原则和革命应根据建立在知识基础上的国家哲学进行评估。本研究旨在分析阿塔图尔克对教育的基本看法。为此,本研究分析了与 Misak-ı Milli、Misak-ı İktisat 和 Misak-ı Maarife 有关的事件,这些事件与阿塔图尔克的童年、青年和兵役发展过程相互关联。Mustafa Rahmi Balaban 的文章 "Gazi Pasha Hazretleri'nin Maarif Umdesi(原则)'nin Maarif Umdesi(原则)ve Asrî Terbiye ve Maarif"(1923 年)分析了阿塔图尔克的教育观,用来解释新的教育原则应如何制定。此外,还分析了 "阿塔图尔克传记分析论文"(Karaosmanoğlu,2021 年)、"Çankaya"(Atay,2021 年)、"阿塔图尔克的民族重生"(Kinross,2021 年)等著作。此外,还对包含阿塔图尔克教育观点的书籍、论文、文章、回忆录和散文进行了文献综述。这项研究是一项系统性综述。在资料分析中,阿塔图尔克和他的同事们对三个国家时刻的承诺、他们在通往土耳其共和国道路上的经历、阿塔图尔克的原则和革命、他们的角色以及他们所建立的体系都在小标题下进行了介绍。阿塔图尔克的 "Misakı Maarif "教育愿景包括根据 "为生活做好准备 "的原则组织的教育计划,这些计划将确保培养世俗的一代,他们将成为统一的力量。阿塔图尔克教育原则的目标是通过教育在最高水平上实现所有人的平等。阿塔图尔克教育原则的目标是通过教育在最高水平上实现所有人的平等,并在艺术、体育、手工艺、经济、工业、收入水平、礼仪、社会规则、道德和生活方式等方面将民族文化提升到较高水平。在阿塔图尔克赋予土耳其民族的伟大革命运动中,他花费精力最多的主题就是 "土耳其儿童和土耳其民族的国民教育"。
{"title":"“I am a Child of Revolution”","authors":"Pınar KIZILHAN","doi":"10.33206/mjss.1353456","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1353456","url":null,"abstract":"Atatürk’ün, Müdafaa-i Hukuk yolundan Millî Devlete uzanan açtığı yolda, Misak-ı Milli, Misak-ı İktisat ve Misak-ı Maarif olmak üzere üç ulusal And önemlidir. Atatürk’ün ilke ve devrimleri, düşünsel temellere dayalı bir devlet felsefesi ışığında değerlendirilmelidir. Bu araştırmanın amacı, Atatürk’ün eğitimle ilgili temel görüşlerini incelemektir. Bu amaçla, Atatürk’ün çocukluk, gençlik, askerlikle ilgili gelişimsel süreçte birbiriyle ilişkilendirdiği Misak-ı Millî, Misak-ı İktisat ve Misak-ı Maarife dair olaylar incelenmiştir. Atatürk’ün eğitime bakışını analiz eden Mustafa Rahmi Balaban’ın “Gazi Paşa Hazretleri’nin Maarif Umdesi (İlkesi) ve Asrî Terbiye ve Maarif” (1923) adlı metinden yeni eğitim ilkelerinin nasıl olması gerektiği konusunda yararlanılmıştır. Ayrıca “Atatürk biyografik tahlil denemesi” (Karaosmanoğlu, 2021); “Çankaya” (Atay, 2021)“Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu” (Kinross, 2021) eserleri incelenmiştir. Buna ek olarak, Atatürk’ün eğitim görüşlerine yer veren kitap tez, makale, anı, telyazılarla kaynak taraması yapılmıştır. Araştırma, sistematik derlemedir. Verilerin analizinde, Atatürk’ün ve çalışma arkadaşlarının, üç ulusal Anda bağlılıkları, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk İlke ve Devrimlerine giden yolda yaşadıkları, rolleri ve inşa ettikleri sistem alt başlıklarla sunulmuştur. Atatürk’ün Misakı Maarif eğitim görüşü; “yaşama hazırlama” ilkesine göre düzenlenmiş ve birleştirici güç laik kuşakların yetiştirilmesini sağlayacak eğitim programlarını içermektedir. Atatürk’ün eğitim umdesinin (ilkesinin) hedefi, bütün halkı eğitimle üst seviyede eşitlemektir. Ulusu; sanat, spor, zanaat, ekonomi, sanayi, gelir düzeyi, görgü, toplumsal kurallar, ahlak ve yaşam tarzında yüksek kültüre eriştirmektir. Atatürk’ün Türk Ulusuna armağan ettiği büyük inkılâp hareketinde en çok emek harcadığı konu “Türk çocuğunun ve Türk milletinin ulusal eğitim meselesi”dir.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"41 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973605","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte uygulamaya konulan ilke ve inkılaplar, ülke eğitim sisteminde köklü ve radikal değişimleri beraberinde getirmiş; okuryazar insan nüfusunu artırma politikası, okuma yazma öğrenmenin öncelikli olmasına ve ilgi alanının ilkokula yönelmesine neden olmuş, dolayısıyla o yıllarda okul öncesi eğitim gündeme alınan bir öğretim kademesi olamamıştır. Özellikle gelişmiş ülkelerde ise okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alma ya da zorunlu eğitim kapsamında olmamasına karşın yüksek katılım oranlarına sahip olma durumu gözlenmektedir. Hatta, sadece ilkokul öncesi bir yıl yerine, daha erken yaş çocuklarının da zorunlu eğitime dahil olduğu ya da yüksek oranlarda okul öncesi eğitim kurumlarına devam ettikleri görülmektedir. Genel görünüm, zorunlu eğitim kapsamında olsun ya da olmasın okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarının yüksek olması ve eğitim hizmetlerinin ücretsiz olarak sunulmasıdır. Cumhuriyetin 100. yılında okullaşma oranlarında ilerlemeler kaydedilse de, okul öncesi eğitimde bölgesel eşitsizliklerin devam ettiği ve zorunlu eğitim kapsamına alınmadığı görülmektedir. Hükümet Programları, Kalkınma Planları ve Milli Eğitim Şûraları’nda da belirlenen hedefler gerçekleştirilememiştir. Okul öncesi eğitimle ilgili toplumsal bilincin sağlanması, çağ nüfusuna yaygınlaştırılması ve madde ve insan kaynaklarına ilişkin sorunlar devam etmektedir. Ülkemiz, gelişmiş ülkelerin okul öncesi eğitimde gösterdikleri ilerlemeyi yakalamaya çalışmakta ve okul öncesi eğitim kademesi sistem içindeki önem ve önceliğini korumaktadır.
{"title":"Cumhuriyet’in 100. Yılında Türkiye’de ve Seçilmiş Bazı Ülkelerde Okul Öncesi Eğitimin Durumu","authors":"Aysun ERGİNER, Emine SAKLAN","doi":"10.33206/mjss.1351003","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1351003","url":null,"abstract":"Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte uygulamaya konulan ilke ve inkılaplar, ülke eğitim sisteminde köklü ve radikal değişimleri beraberinde getirmiş; okuryazar insan nüfusunu artırma politikası, okuma yazma öğrenmenin öncelikli olmasına ve ilgi alanının ilkokula yönelmesine neden olmuş, dolayısıyla o yıllarda okul öncesi eğitim gündeme alınan bir öğretim kademesi olamamıştır. Özellikle gelişmiş ülkelerde ise okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alma ya da zorunlu eğitim kapsamında olmamasına karşın yüksek katılım oranlarına sahip olma durumu gözlenmektedir. Hatta, sadece ilkokul öncesi bir yıl yerine, daha erken yaş çocuklarının da zorunlu eğitime dahil olduğu ya da yüksek oranlarda okul öncesi eğitim kurumlarına devam ettikleri görülmektedir. Genel görünüm, zorunlu eğitim kapsamında olsun ya da olmasın okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarının yüksek olması ve eğitim hizmetlerinin ücretsiz olarak sunulmasıdır. Cumhuriyetin 100. yılında okullaşma oranlarında ilerlemeler kaydedilse de, okul öncesi eğitimde bölgesel eşitsizliklerin devam ettiği ve zorunlu eğitim kapsamına alınmadığı görülmektedir. Hükümet Programları, Kalkınma Planları ve Milli Eğitim Şûraları’nda da belirlenen hedefler gerçekleştirilememiştir. Okul öncesi eğitimle ilgili toplumsal bilincin sağlanması, çağ nüfusuna yaygınlaştırılması ve madde ve insan kaynaklarına ilişkin sorunlar devam etmektedir. Ülkemiz, gelişmiş ülkelerin okul öncesi eğitimde gösterdikleri ilerlemeyi yakalamaya çalışmakta ve okul öncesi eğitim kademesi sistem içindeki önem ve önceliğini korumaktadır.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"38 4","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973324","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu araştırmanın amacı, Türkiye’deki liselerde rekreatif özellikler taşıyan sosyal etkinlikleri konu alan bilimsel araştırmaların meta-sentez yöntemi kullanılarak incelenmesi yoluyla bu uygulamalara ilişkin genel değerlendirmelere ulaşmaktır. Bu araştırmada ele alınan problem doğrultusunda meta-senteze dahil etme kriterleri geliştirilmiştir. Bu kriterleri karşılayan, 2008 ile 2020 yılları arasında gerçekleştirilmiş, 19’u makale, 16’sı tez olmak üzere 35 bilimsel araştırma meta-senteze dahil edilmiştir. Bu çerçevede, araştırmaların her biri içerik analizine tabii tutulmuş; araştırmalar konu, amaç, yöntem, örneklem, veri toplama araçları ve bulgular bağlamında sentezlenmiştir. Çalışmada, rekreatif sosyal etkinlikler olarak sportif etkinlikler, sosyal aktiviteler ve kulüp faaliyetleri ile TÜBİTAK-BİDEB projelerini konu alan araştırmalarda öğrenci tutumlarının, davranışlarının ve kazanımlarını incelemenin başlıca araştırma amaçlarını oluşturduğu; araştırmaların büyük bölümünün nicel tarama deseni ile gerçekleştirildiği, örneklemlerin ağırlıklı olarak lise öğrencileri ve lise öğretmenlerinden oluştuğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, araştırma bulgularının sentezlenmesi sonucunda, sosyal etkinliklerin öğrencilerin duyuşsal gelişimlerine ve diğer bazı beceri gelişim alanlarına katkılar sağladığı, sosyal etkinliklerde yaşanan sınırlılıklara ve yönetici, öğretmen, veli gibi paydaşların sosyal etkinlikleri ihmal etme durumlarına ilişkin bulguların ağırlık kazandığı meta-bulgulara ulaşılmıştır.
{"title":"Liselerde Gerçekleştirilen Rekreatif Sosyal Etkinlikler: Bir Meta-Sentez Çalışması","authors":"Vildan EKİCİ UYSAL, Yusuf SÖZER","doi":"10.33206/mjss.1296057","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1296057","url":null,"abstract":"Bu araştırmanın amacı, Türkiye’deki liselerde rekreatif özellikler taşıyan sosyal etkinlikleri konu alan bilimsel araştırmaların meta-sentez yöntemi kullanılarak incelenmesi yoluyla bu uygulamalara ilişkin genel değerlendirmelere ulaşmaktır. Bu araştırmada ele alınan problem doğrultusunda meta-senteze dahil etme kriterleri geliştirilmiştir. Bu kriterleri karşılayan, 2008 ile 2020 yılları arasında gerçekleştirilmiş, 19’u makale, 16’sı tez olmak üzere 35 bilimsel araştırma meta-senteze dahil edilmiştir. Bu çerçevede, araştırmaların her biri içerik analizine tabii tutulmuş; araştırmalar konu, amaç, yöntem, örneklem, veri toplama araçları ve bulgular bağlamında sentezlenmiştir. Çalışmada, rekreatif sosyal etkinlikler olarak sportif etkinlikler, sosyal aktiviteler ve kulüp faaliyetleri ile TÜBİTAK-BİDEB projelerini konu alan araştırmalarda öğrenci tutumlarının, davranışlarının ve kazanımlarını incelemenin başlıca araştırma amaçlarını oluşturduğu; araştırmaların büyük bölümünün nicel tarama deseni ile gerçekleştirildiği, örneklemlerin ağırlıklı olarak lise öğrencileri ve lise öğretmenlerinden oluştuğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, araştırma bulgularının sentezlenmesi sonucunda, sosyal etkinliklerin öğrencilerin duyuşsal gelişimlerine ve diğer bazı beceri gelişim alanlarına katkılar sağladığı, sosyal etkinliklerde yaşanan sınırlılıklara ve yönetici, öğretmen, veli gibi paydaşların sosyal etkinlikleri ihmal etme durumlarına ilişkin bulguların ağırlık kazandığı meta-bulgulara ulaşılmıştır.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"234 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973472","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu araştırmanın amacı, geleceğe yön verecek ve toplumuna değer katacak bireyleri yetiştirmede etkin role sahip olan anne babaların etkili ebeveynlik rollerini geliştirmek ve desteklemektir. Bu temel amaç doğrultusunda teorik ve uygulamaya dayalı multidisipliner bir ebeveyn eğitim programı hazırlanmıştır. 16 farklı eğitimin yer aldığı ebeveyn eğitim programı 2021-2022 eğitim öğretim yılında uygulanmış ve 11 hafta sürmüştür. Ebeveyn eğitim programında yer alan eğitimlerin özellikle dezavantajlı gruplara ulaşması öncelikli hedef olarak belirlenmiştir. Araştırma nitel yöntemin durum çalışması deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları ölçüt örnekleme tekniği ile seçilen ve okul öncesi ya da ilkokul kademesinde çocuğu olan 29 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre eğitimlerin ebeveynler üzerinde bilinçli ebeveyn olmayı destekleme, aile içi iletişimi kuvvetlendirme, araştırma ve okumaya sevk etme, kişisel farkındalık düzeyini artırma, öfke kontrolünü sağlama, aile katılımlı aktivitelerde artış, demokratik ebeveynliğe geçiş ve empati yeteneğini geliştirme gibi etkileri olduğu görülmüştür. Ayrıca eğitimlerin çocuklar üzerinde planlı ve programlı hareket etme, uyumlu davranış gösterme, bilimsel araştırma becerilerini geliştirme ve kendini ifade etmede gelişim gösterme gibi yansımaları olduğu ebeveynler tarafından tespit edilmiştir. Okul müdürü ve rehber öğretmenlerin gözlemlerinden elde edilen sonuçlar ise eğitimlerin öğrenciler ve ebeveynler üzerinde olumlu etkileri ve okul ortamına kısa ve uzun vadeli olumlu yansımaları olduğuna işaret etmektedir. Eğitimlerin sonuçları, ebeveynlere sağladığı bireysel katkılar, çocuklara yansımaları ve aile, çocuklar ve yakın çevre üzerinde oluşturduğu etkiler bağlamında tartışılmıştır.
{"title":"Developing Effective Parental Roles of Mothers and Fathers for Today's Child and Tomorrow's Adult","authors":"Sema AYDIN-CERAN, Ebru ERGÜL, Mustafa YAVUZ","doi":"10.33206/mjss.1295982","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1295982","url":null,"abstract":"Bu araştırmanın amacı, geleceğe yön verecek ve toplumuna değer katacak bireyleri yetiştirmede etkin role sahip olan anne babaların etkili ebeveynlik rollerini geliştirmek ve desteklemektir. Bu temel amaç doğrultusunda teorik ve uygulamaya dayalı multidisipliner bir ebeveyn eğitim programı hazırlanmıştır. 16 farklı eğitimin yer aldığı ebeveyn eğitim programı 2021-2022 eğitim öğretim yılında uygulanmış ve 11 hafta sürmüştür. Ebeveyn eğitim programında yer alan eğitimlerin özellikle dezavantajlı gruplara ulaşması öncelikli hedef olarak belirlenmiştir. Araştırma nitel yöntemin durum çalışması deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları ölçüt örnekleme tekniği ile seçilen ve okul öncesi ya da ilkokul kademesinde çocuğu olan 29 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre eğitimlerin ebeveynler üzerinde bilinçli ebeveyn olmayı destekleme, aile içi iletişimi kuvvetlendirme, araştırma ve okumaya sevk etme, kişisel farkındalık düzeyini artırma, öfke kontrolünü sağlama, aile katılımlı aktivitelerde artış, demokratik ebeveynliğe geçiş ve empati yeteneğini geliştirme gibi etkileri olduğu görülmüştür. Ayrıca eğitimlerin çocuklar üzerinde planlı ve programlı hareket etme, uyumlu davranış gösterme, bilimsel araştırma becerilerini geliştirme ve kendini ifade etmede gelişim gösterme gibi yansımaları olduğu ebeveynler tarafından tespit edilmiştir. Okul müdürü ve rehber öğretmenlerin gözlemlerinden elde edilen sonuçlar ise eğitimlerin öğrenciler ve ebeveynler üzerinde olumlu etkileri ve okul ortamına kısa ve uzun vadeli olumlu yansımaları olduğuna işaret etmektedir. Eğitimlerin sonuçları, ebeveynlere sağladığı bireysel katkılar, çocuklara yansımaları ve aile, çocuklar ve yakın çevre üzerinde oluşturduğu etkiler bağlamında tartışılmıştır.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"1 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134973474","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Antoine de Saint Exupéry tarafından 1943 yılında yazılan, “Küçük Prens” adlı yapıt, çocuk benlik ve yetişkin benlikle sürdürülebilir bir diyaloğun önemine dikkat çeker. Öykü, çocuk ve yetişkinin birbirlerini saygıyla dinleyebilmesinin insan ilişkilerinin temelini oluşturan bir güç olduğu gerçeği üzerinedir. Öyküde, görünenin özündeki saklı değeri, yüreğiyle görebilenlerin, kendini ve başkalarını tanıyabileceği varsayılır. Öykü bu varsayımı eleştirel ve gerçek yüce gönüllü bir üslupla dile getirirken, çocuk ve yetişkin benlik özne rolünü üstlenirler. Çocuk benliğin (Küçük Prens) sözel ve imgesel evreni, yetişkin benliğin olumlu bir temsili olarak (öykünün anlatıcısı/pilot) tarafından desteklenir. Küçük Prens ve öykünün anlatıcısı tarafından, yalnızca kendi çıkarlarının peşindeki büyüklere dair gözlemleri okuyucuya hiciv yoluyla aktarılır. Pilot, öykünün başlangıcında, yetişkinlerin hayal gücünden yoksun olduğunu, çocukken öğrenmiş biri olarak, kendisini tanıtmaktadır. Küçük Prens, başka gezegenlerde tekdüze yaşamlar süren yetişkin benliklerle karşılaşır. Bu çalışmanın amacı, “Küçük Prens” adlı yapıtta, çocuk benliğin, sözel ve imgesel evreni yoluyla yaşama bakış açısını analiz etmektir. Çebi (2006) tarafından “Çocuğun Evrenine Girmek,” “Büyüklerin Dünyalarını Açığa Vurmak” ve “Sevginin Emek Olduğunu Vurgulamak” olarak belirlenen üç temaya bağlı kalınarak, alt kategoriler ve önermeler geliştirilmiştir. Sonuç olarak, açık fikirli ve ilgili çocuk benliğin, ancak sözel ve imgesel anlam evrenin desteklenmesiyle sağlıklı bir yetişkin benliğe ve bilgeliğe ulaşabildiği tespit edilmiştir.
{"title":"Küçük Prens Adlı Yapıtta Çocuk Benlik ve Sözellik","authors":"Pınar KIZILHAN","doi":"10.33206/mjss.1320942","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1320942","url":null,"abstract":"Antoine de Saint Exupéry tarafından 1943 yılında yazılan, “Küçük Prens” adlı yapıt, çocuk benlik ve yetişkin benlikle sürdürülebilir bir diyaloğun önemine dikkat çeker. Öykü, çocuk ve yetişkinin birbirlerini saygıyla dinleyebilmesinin insan ilişkilerinin temelini oluşturan bir güç olduğu gerçeği üzerinedir. Öyküde, görünenin özündeki saklı değeri, yüreğiyle görebilenlerin, kendini ve başkalarını tanıyabileceği varsayılır. Öykü bu varsayımı eleştirel ve gerçek yüce gönüllü bir üslupla dile getirirken, çocuk ve yetişkin benlik özne rolünü üstlenirler. Çocuk benliğin (Küçük Prens) sözel ve imgesel evreni, yetişkin benliğin olumlu bir temsili olarak (öykünün anlatıcısı/pilot) tarafından desteklenir. Küçük Prens ve öykünün anlatıcısı tarafından, yalnızca kendi çıkarlarının peşindeki büyüklere dair gözlemleri okuyucuya hiciv yoluyla aktarılır. Pilot, öykünün başlangıcında, yetişkinlerin hayal gücünden yoksun olduğunu, çocukken öğrenmiş biri olarak, kendisini tanıtmaktadır. Küçük Prens, başka gezegenlerde tekdüze yaşamlar süren yetişkin benliklerle karşılaşır. Bu çalışmanın amacı, “Küçük Prens” adlı yapıtta, çocuk benliğin, sözel ve imgesel evreni yoluyla yaşama bakış açısını analiz etmektir. Çebi (2006) tarafından “Çocuğun Evrenine Girmek,” “Büyüklerin Dünyalarını Açığa Vurmak” ve “Sevginin Emek Olduğunu Vurgulamak” olarak belirlenen üç temaya bağlı kalınarak, alt kategoriler ve önermeler geliştirilmiştir. Sonuç olarak, açık fikirli ve ilgili çocuk benliğin, ancak sözel ve imgesel anlam evrenin desteklenmesiyle sağlıklı bir yetişkin benliğe ve bilgeliğe ulaşabildiği tespit edilmiştir.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"85 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-11","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"136062794","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Karaz kültürü (MÖ 3500-1500), Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ı kapsayan Transkafkasya’dan Doğu Anadolu’ya, güneyde Levant içlerine dek, Kuzeybatı İran’dan Orta Anadolu’ya kadar geniş bir alana yayılım gösterir. Kültürü karakterize eden arkeolojik buluntuların en başında parlak siyah açkılı seramik ile kırmızı-siyah açkılı seramik grubu gelmektedir. Daha sonra ise, çeşitli boyut ve biçimlerde taşınabilir ocaklar gelmektedir. Söz konusu geniş yayılım sahası içinde hemen her yerleşim yerinde bu iki buluntu grubundan örnekler bir takım yöresel farklılıklar ile birlikte ele geçmektedir. Genel olarak bakıldığı zaman, Karaz kültürü yayılım sahası içinde en çok sayıda ve çeşitlilikte taşınabilir ocak örneğinin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi’nde Pulur, Karaz, Güzelova ve Sos Höyük gibi geçmiş kazılardan ele geçtiği söylenebilir. 2021 yılında uzun bir aradan sonra yeniden başlayan Pulur Höyük (Erzurum) kazı çalışmalarıyla birlikte, Karaz kültürü hakkında bilgilerimiz artarak devam etmektedir. Bu makalenin konusunu, Pulur Höyük 2021 ve 2022 yılı kazılarında ele geçen zoomorfik taşınabilir kutsal ocak parçaları oluşturmaktadır. Söz konusu çalışmada, Pulur Höyük son dönem kazı çalışmalarında ele geçen zoomorfik taşınabilir kutsal ocak parçaları ışığında Doğu Anadolu Bölgesi taşınabilir ocaklarının tekrar değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
{"title":"Pulur Höyük (Erzurum) 2021 ve 2022 Yılı Kazılarında Tespit Edilen Karaz Kültürüne Ait Zoomorfik Taşınabilir Kutsal Ocaklar","authors":"Rabia AKARSU","doi":"10.33206/mjss.1272185","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1272185","url":null,"abstract":"Karaz kültürü (MÖ 3500-1500), Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ı kapsayan Transkafkasya’dan Doğu Anadolu’ya, güneyde Levant içlerine dek, Kuzeybatı İran’dan Orta Anadolu’ya kadar geniş bir alana yayılım gösterir. Kültürü karakterize eden arkeolojik buluntuların en başında parlak siyah açkılı seramik ile kırmızı-siyah açkılı seramik grubu gelmektedir. Daha sonra ise, çeşitli boyut ve biçimlerde taşınabilir ocaklar gelmektedir. Söz konusu geniş yayılım sahası içinde hemen her yerleşim yerinde bu iki buluntu grubundan örnekler bir takım yöresel farklılıklar ile birlikte ele geçmektedir. Genel olarak bakıldığı zaman, Karaz kültürü yayılım sahası içinde en çok sayıda ve çeşitlilikte taşınabilir ocak örneğinin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi’nde Pulur, Karaz, Güzelova ve Sos Höyük gibi geçmiş kazılardan ele geçtiği söylenebilir. 2021 yılında uzun bir aradan sonra yeniden başlayan Pulur Höyük (Erzurum) kazı çalışmalarıyla birlikte, Karaz kültürü hakkında bilgilerimiz artarak devam etmektedir. Bu makalenin konusunu, Pulur Höyük 2021 ve 2022 yılı kazılarında ele geçen zoomorfik taşınabilir kutsal ocak parçaları oluşturmaktadır. Söz konusu çalışmada, Pulur Höyük son dönem kazı çalışmalarında ele geçen zoomorfik taşınabilir kutsal ocak parçaları ışığında Doğu Anadolu Bölgesi taşınabilir ocaklarının tekrar değerlendirilmesi amaçlanmıştır.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"48 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-11","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"136062795","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu araştırmada Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu sınıflarda öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlara ilişkin önerdikleri çözüm önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan durum çalışması şeklinde tasarlanmıştır. Dolayısı ile Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu bir okul durum olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu bu okulda görev yapan ölçüt ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri ile belirlenen 22 öğretmenden oluşturmaktadır. Araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin iletişim, zaman yönetimi, hazırbulunuşluk, motivasyon ve ölçme değerlendirme kapsamında sorunlar yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda dil sorunu, kalabalık sınıflar, savaş sonrası yaşanan travma, öğrenciler arasındaki seviye farkı ve tüm öğrencilere ortak sınav yapma en çok ifade edilen sorunlar olmuştur. Bununla birlikte öğretmenlerin yaşadıkları bu sorunlara yönelik en çok ifade ettikleri çözüm önerilerinin Arapça bilen öğretmen tarafından Türkçe dil eğitimi verilmesi, bu öğrencilerin Türk eğitim sistemine dâhil olmadan önce uyum programlarının uygulanması, derslerin öğrencilerin seviyelerine göre planlanması, Türk kültürünü tanıtıcı dersler verilmesi, her öğrenciye özgü sınav uygulanması gibi çözüm önerileri sundukları görülmüştür.
{"title":"Problems Experienced by Teachers in Classrooms with High Concentrations of Syrian Students and Solution Suggestions","authors":"Bayram BOZKURT","doi":"10.33206/mjss.1245359","DOIUrl":"https://doi.org/10.33206/mjss.1245359","url":null,"abstract":"Bu araştırmada Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu sınıflarda öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlara ilişkin önerdikleri çözüm önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan durum çalışması şeklinde tasarlanmıştır. Dolayısı ile Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu bir okul durum olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu bu okulda görev yapan ölçüt ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri ile belirlenen 22 öğretmenden oluşturmaktadır. Araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin iletişim, zaman yönetimi, hazırbulunuşluk, motivasyon ve ölçme değerlendirme kapsamında sorunlar yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda dil sorunu, kalabalık sınıflar, savaş sonrası yaşanan travma, öğrenciler arasındaki seviye farkı ve tüm öğrencilere ortak sınav yapma en çok ifade edilen sorunlar olmuştur. Bununla birlikte öğretmenlerin yaşadıkları bu sorunlara yönelik en çok ifade ettikleri çözüm önerilerinin Arapça bilen öğretmen tarafından Türkçe dil eğitimi verilmesi, bu öğrencilerin Türk eğitim sistemine dâhil olmadan önce uyum programlarının uygulanması, derslerin öğrencilerin seviyelerine göre planlanması, Türk kültürünü tanıtıcı dersler verilmesi, her öğrenciye özgü sınav uygulanması gibi çözüm önerileri sundukları görülmüştür.","PeriodicalId":18120,"journal":{"name":"MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi","volume":"9 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-10-11","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"136063015","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}