首页 > 最新文献

Felsefe Dünyası最新文献

英文 中文
On David Hume and Thomas Reid’s Conceptions of Justice 论休谟与里德的正义观
Pub Date : 2023-06-27 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1290989
Didar Deniz Altinkaya
İskoç Aydınlamasının önemli filozoflarından Thomas Reid, David Hume’un adaletin bir konvansiyon olarak icat edilmiş yapay bir erdem olduğu yönünde görüşüne karşı çıkarak, onun insan doğasına dayandığını savunur. Reid’e göre, Tanrı her insana “vicdan” denilen bir ahlaki yeti vermiştir. Bu yeti, her insanda doğuştan bulunan zihinsel bir güçtür ve aklını kullanma olgunluğuna erişen insan bu yeti sayesinde adil eylemlerde bulunma yükümlülüğünü algılarlar. Bu çalışmanın amacı, Thomas Reid’in David Hume’un adalet kavrayışına yönelik yanıtını incelemek ve bu iki düşünürün adalet kavrayışlarını birbirleriyle ilişkisi içerisinde değerlendirerek onlar arasında bir uzlaşma imkanının olup olmadığını araştırmaktır.
{"title":"On David Hume and Thomas Reid’s Conceptions of Justice","authors":"Didar Deniz Altinkaya","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1290989","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1290989","url":null,"abstract":"İskoç Aydınlamasının önemli filozoflarından Thomas Reid, David Hume’un adaletin bir konvansiyon olarak icat edilmiş yapay bir erdem olduğu yönünde görüşüne karşı çıkarak, onun insan doğasına dayandığını savunur. Reid’e göre, Tanrı her insana “vicdan” denilen bir ahlaki yeti vermiştir. Bu yeti, her insanda doğuştan bulunan zihinsel bir güçtür ve aklını kullanma olgunluğuna erişen insan bu yeti sayesinde adil eylemlerde bulunma yükümlülüğünü algılarlar. Bu çalışmanın amacı, Thomas Reid’in David Hume’un adalet kavrayışına yönelik yanıtını incelemek ve bu iki düşünürün adalet kavrayışlarını birbirleriyle ilişkisi içerisinde değerlendirerek onlar arasında bir uzlaşma imkanının olup olmadığını araştırmaktır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"114 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-06-27","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"121699273","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
Lüksle ve Lükse Karşı: İskoç Aydınlanmasında Lüks Üzerine Düşünceler
Pub Date : 2023-06-26 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1290053
Işıl Çeşmeli̇
18.yüzyılda lüks tartışmalarına François Fénelon’un The Adventures of Telemachus ve Bernard Mandeville’in The Fable of the Bees adlı eserlerindeki görüşleri yön vermiştir. Dönemin edebi çalışmaları ve sanat eserleri her ne kadar lükse dair endişelerle karakterize olsa da İskoç Aydınlanması filozofları ticari toplumun ana dinamiklerini dikkate alarak lüksü yeniden düşünmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı İskoç Aydınlanmasında lüksün, bir yandan David Hume ve Adam Smith, diğer yandan Adam Ferguson ve Henry Home–Lord Kames tarafından tartışıldığı bağlamları ortaya koymaktır. İlkin Hume’un, Mandeville’in belirlenimsiz lüks tanımını masum ve kötü lüks olarak ikiye ayırarak Smith’e giden yolu açtığından bahsedilecektir. Daha sonra, Smith’in lüksü olumlamak suretiyle temel ihtiyaçları onurlu bir yaşama yükselterek tartışmaya nasıl yön verdiğine, Ferguson’un lüksün ahlaki karakter üzerindeki olası olumsuz etkilerinin altını çizerek lüks konusunda niçin tereddütlü bir tarafta yer aldığına ve Kames ile birlikte lüks tartışmasının nasıl farklı bir boyut kazandığına değinilecektir. Sonuç olarak lüks üzerine tartışmalarda genel bir uzlaşıya varılamadığından dolayı İskoç Aydınlanmasında lükse dair ortak bir kavrayışın bulunmadığı gösterilecektir.
{"title":"Lüksle ve Lükse Karşı: İskoç Aydınlanmasında Lüks Üzerine Düşünceler","authors":"Işıl Çeşmeli̇","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1290053","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1290053","url":null,"abstract":"18.yüzyılda lüks tartışmalarına François Fénelon’un The Adventures of Telemachus ve Bernard Mandeville’in The Fable of the Bees adlı eserlerindeki görüşleri yön vermiştir. Dönemin edebi çalışmaları ve sanat eserleri her ne kadar lükse dair endişelerle karakterize olsa da İskoç Aydınlanması filozofları ticari toplumun ana dinamiklerini dikkate alarak lüksü yeniden düşünmüşlerdir. Bu çalışmanın amacı İskoç Aydınlanmasında lüksün, bir yandan David Hume ve Adam Smith, diğer yandan Adam Ferguson ve Henry Home–Lord Kames tarafından tartışıldığı bağlamları ortaya koymaktır. İlkin Hume’un, Mandeville’in belirlenimsiz lüks tanımını masum ve kötü lüks olarak ikiye ayırarak Smith’e giden yolu açtığından bahsedilecektir. Daha sonra, Smith’in lüksü olumlamak suretiyle temel ihtiyaçları onurlu bir yaşama yükselterek tartışmaya nasıl yön verdiğine, Ferguson’un lüksün ahlaki karakter üzerindeki olası olumsuz etkilerinin altını çizerek lüks konusunda niçin tereddütlü bir tarafta yer aldığına ve Kames ile birlikte lüks tartışmasının nasıl farklı bir boyut kazandığına değinilecektir. Sonuç olarak lüks üzerine tartışmalarda genel bir uzlaşıya varılamadığından dolayı İskoç Aydınlanmasında lükse dair ortak bir kavrayışın bulunmadığı gösterilecektir.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"48 8 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-06-26","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"114314827","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
A Critical Contribution to Post-Gettier Epistemology: The Reflexive Nature Of Beliefs 对后gettier认识论的重要贡献:信仰的反身性
Pub Date : 2023-06-25 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1255983
Çağlar Karaca
Bu makalede inançların öznel ve özneler arası temellerini ele alan bir felsefî analiz sunulmaktadır. Analitik felsefede inanç-bilgi ilişkisini kesinlik ideali üzerinden açıklama girişimi eleştirilmekte ve inancın ilişkisel doğasını temel alan skeptik bir yaklaşım önerilmektedir. Güncel literatürde genellikle bir öznenin belirli bir önermeye inanması veya bu önermeyi bilmesinin anlamı üzerinde durulmaktadır. İnancın öznel gerçekliğini anlamak bakımından önermesel tutumların önemi kabul edilmelidir, ancak inanmak ve bilmek arasında, gönderimde bulunan özneye bağlı olarak ortaya çıkan değişkenlik de göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda, makalede Gettier sonrası epistemolojide inancın bilginin bir ön koşuluna indirgenmesi eleştirilmektedir. Alternatif olarak inancın özneler arası dinamikleri irdelenerek inancın refleksif bir doğası olduğu ileri sürülmektedir. İnançların refleksif olması, aynı zamanda kesinlik idealinin yerine kesinliğe yakınsama ilkesinin koyulması ve inançların süreçsel gerçekliğinin kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.
{"title":"A Critical Contribution to Post-Gettier Epistemology: The Reflexive Nature Of Beliefs","authors":"Çağlar Karaca","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1255983","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1255983","url":null,"abstract":"Bu makalede inançların öznel ve özneler arası temellerini ele alan bir felsefî analiz sunulmaktadır. Analitik felsefede inanç-bilgi ilişkisini kesinlik ideali üzerinden açıklama girişimi eleştirilmekte ve inancın ilişkisel doğasını temel alan skeptik bir yaklaşım önerilmektedir. Güncel literatürde genellikle bir öznenin belirli bir önermeye inanması veya bu önermeyi bilmesinin anlamı üzerinde durulmaktadır. İnancın öznel gerçekliğini anlamak bakımından önermesel tutumların önemi kabul edilmelidir, ancak inanmak ve bilmek arasında, gönderimde bulunan özneye bağlı olarak ortaya çıkan değişkenlik de göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda, makalede Gettier sonrası epistemolojide inancın bilginin bir ön koşuluna indirgenmesi eleştirilmektedir. Alternatif olarak inancın özneler arası dinamikleri irdelenerek inancın refleksif bir doğası olduğu ileri sürülmektedir. İnançların refleksif olması, aynı zamanda kesinlik idealinin yerine kesinliğe yakınsama ilkesinin koyulması ve inançların süreçsel gerçekliğinin kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"59 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-06-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"123162049","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
David Hume’da Siyasal Otoriteye İtaat Yükümlülüğünün Gerekçesi ve Sınırları
Pub Date : 2023-06-23 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1284268
Zekiye Aktaş
Siyasal yükümlülük problemi felsefe tarihinin birçok cevaplama girişimi içeren önemli tartışmaları arasındadır. Birey ve siyasal varlık arasındaki ilişkiye dair yüklü bir içeriği olan bu tartışma bağlamında filozofların önemli bir bölümü siyasal otoriteye itaat etmekle yükümlü olduğumuzu ilan etmişlerdir. Bununla birlikte filozoflar arasında siyasal otoriteye itaatin mahiyeti noktasında bir görüş birliği yoktur; aksine onlar, siyasal otoriteye itaatin kökeni ve sınırları hususunda oldukça farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. İşte bu çalışmada, söz konusu görüşlerden birini, deneyimci bir bakış açısının ürünü olarak öne süren David Hume ele alınmış ve böylece onun üzerinden siyasal otoriteye itaatin gerekçesini ve sınırlarını göstermek amaçlanmıştır. Dolayısıyla çalışmada Hume’un siyasal yükümlülükle ilgili argümanlarına dayanılarak birbiriyle bağlantılı iki temel sorunun cevabı aranmıştır: “Siyasal otoriteye itaatin gerekçesi nedir?” ve “İtaat yükümlülüğü hangi koşullarda ortadan kalkar?” Sonuç olarak bu soruları izleyen araştırma göstermiştir ki Hume’a göre siyasal otoriteye itaat yükümlülüğü, bireysel ve toplumsal çıkar/fayda gerekçesi ile temellenir ve siyasal otoritenin, bu çıkarı/faydayı garanti eden işlevlerinin ikna edici bir şekilde ortadan kalkması durumunda ise sona erer.
{"title":"David Hume’da Siyasal Otoriteye İtaat Yükümlülüğünün Gerekçesi ve Sınırları","authors":"Zekiye Aktaş","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1284268","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1284268","url":null,"abstract":"Siyasal yükümlülük problemi felsefe tarihinin birçok cevaplama girişimi içeren önemli tartışmaları arasındadır. Birey ve siyasal varlık arasındaki ilişkiye dair yüklü bir içeriği olan bu tartışma bağlamında filozofların önemli bir bölümü siyasal otoriteye itaat etmekle yükümlü olduğumuzu ilan etmişlerdir. Bununla birlikte filozoflar arasında siyasal otoriteye itaatin mahiyeti noktasında bir görüş birliği yoktur; aksine onlar, siyasal otoriteye itaatin kökeni ve sınırları hususunda oldukça farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. İşte bu çalışmada, söz konusu görüşlerden birini, deneyimci bir bakış açısının ürünü olarak öne süren David Hume ele alınmış ve böylece onun üzerinden siyasal otoriteye itaatin gerekçesini ve sınırlarını göstermek amaçlanmıştır. Dolayısıyla çalışmada Hume’un siyasal yükümlülükle ilgili argümanlarına dayanılarak birbiriyle bağlantılı iki temel sorunun cevabı aranmıştır: “Siyasal otoriteye itaatin gerekçesi nedir?” ve “İtaat yükümlülüğü hangi koşullarda ortadan kalkar?” Sonuç olarak bu soruları izleyen araştırma göstermiştir ki Hume’a göre siyasal otoriteye itaat yükümlülüğü, bireysel ve toplumsal çıkar/fayda gerekçesi ile temellenir ve siyasal otoritenin, bu çıkarı/faydayı garanti eden işlevlerinin ikna edici bir şekilde ortadan kalkması durumunda ise sona erer.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"10 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-06-23","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"121214277","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
REİDİAN TESTİMONİAL EPİSTEMOLOGY, AND CHİLDHOOD: An Inference on the Dogtooth Film Sample REİDİAN TESTİMONİAL EPİSTEMOLOGY, AND CHİLDHOOD:对狗牙膜样本的推断
Pub Date : 2023-06-21 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1273513
Leyla Tüylü
Çalışmada İskoç Aydınlanmasının önemli düşünürlerinden Thomas Reid’in tanıklık epistemolojisi, Köpek Dişi (Kynodontas, 2009, yön. Yorgos Lanthimos) filmi özelinde değerlendirilmektedir. Bir düşünce deneyi olarak, alternatif bir gerçeklikte çocukların maruz kaldığı manipülatif ebeveyn tanıklığına inanmalarının arka planı Reidian tanıklık ilkelerince irdelenmektedir. Bir ampirist olarak bilginin temeline deneyimi yerleştiren Reid, tanıklığa dair çıkarımlarının sağlamasını çocuklara yönelik gözlemler ile sunar. O çocuklarda, aklın çıkarım yapma erginliğine erişmeden çok önce, yargıya ilişkin birtakım ilkelerin doğal olarak işlediğini savlar. Tanıklığa maruz kalanların, tanıklığa dair inançlarını doğallaştıran Reid, aksi yönde ispat yahut şüphe olmadıkça tanıklığa inanmayı haklı görür. Çalışmamızda Reid’in düşüncesini Köpek Dişi filmine uyarlayarak, alternatif tuhaf bir gerçeklikte dahi Reidian tespitin doğal olarak işlediği saptanmaktadır.
电影《狗牙》(Kynodontas,2009 年,导演:约里奥斯-兰斯莫斯)对苏格兰启蒙运动的重要思想家之一托马斯-里德的证词认识论进行了评估。作为一个思想实验,影片从里德的证词原则出发,分析了儿童在另一种现实中相信父母操纵性证词的背景。作为经验主义者,里德将经验作为知识的基础,他通过对儿童的观察得出了关于证词的结论。他认为,早在儿童的理性成熟到可以做出推论之前,某些判断原则就自然而然地在他们身上起作用了。里德将那些接触证词的人的信念自然化,证明除非有相反的证据或疑问,否则相信证词是有道理的。在我们的研究中,通过将里德的观点运用到电影《狗牙》中,我们确定了里德的判定即使在一个奇怪的另类现实中也能自然运作。
{"title":"REİDİAN TESTİMONİAL EPİSTEMOLOGY, AND CHİLDHOOD: An Inference on the Dogtooth Film Sample","authors":"Leyla Tüylü","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1273513","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1273513","url":null,"abstract":"Çalışmada İskoç Aydınlanmasının önemli düşünürlerinden Thomas Reid’in tanıklık epistemolojisi, Köpek Dişi (Kynodontas, 2009, yön. Yorgos Lanthimos) filmi özelinde değerlendirilmektedir. Bir düşünce deneyi olarak, alternatif bir gerçeklikte çocukların maruz kaldığı manipülatif ebeveyn tanıklığına inanmalarının arka planı Reidian tanıklık ilkelerince irdelenmektedir. Bir ampirist olarak bilginin temeline deneyimi yerleştiren Reid, tanıklığa dair çıkarımlarının sağlamasını çocuklara yönelik gözlemler ile sunar. O çocuklarda, aklın çıkarım yapma erginliğine erişmeden çok önce, yargıya ilişkin birtakım ilkelerin doğal olarak işlediğini savlar. Tanıklığa maruz kalanların, tanıklığa dair inançlarını doğallaştıran Reid, aksi yönde ispat yahut şüphe olmadıkça tanıklığa inanmayı haklı görür. Çalışmamızda Reid’in düşüncesini Köpek Dişi filmine uyarlayarak, alternatif tuhaf bir gerçeklikte dahi Reidian tespitin doğal olarak işlediği saptanmaktadır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"65 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-06-21","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"130913912","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
Homeokinetic Theory of Vitality 同动动力学理论的活力
Pub Date : 2023-06-05 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1256722
M. Yavuz
Canlılığın ya da yaşamın ne olduğu üzerinde henüz bir uzlaşıya varılamamıştır. Bu yüzden canlılık hakkında sayısı yüzlere ulaşan tanım ve yorum bulunmaktadır. Her geçen yıl literatüre yeni ya da benzer tanımlar eklenmektedir. Bu noktadan hareketle, bu makalede, Türkçedeki canlılık (vitality) ve hayat (life) kelimelerinin terim anlamında birbirine denk olarak kullanılıp kullanılamayacağını irdelenmiş ve ayrı kullanımlarının daha doğru olacağı düşüncesi ortaya koyulmuştur. Canlılığın ortaya çıktığı mekân olarak hücrenin, yatayda kendi benzerleriyle ve dikeyde soy hattıyla kurduğu ilişkilerden yola çıkarak, bir organizmanın sıradüzenini oluşturan kısımlar arasındaki ilişkisellik gözden geçirilmiştir. Tüm bunlara dayalı bir canlılık tasarımı ortaya koyulmuştur. Bu teorik tasarıma göre, canlılığın süregitmek gibi bir ereği bulunmaktadır ve bu da canlıların çoğalması ve yayılması ile gerçekleşen bir (s)açılma eylemiyle mümkündür. Canlıdaki dengenin betimlenmesi maksadıyla, homeostasis yerine homeokinesis teriminin kullanılması önerilmektedir.
{"title":"Homeokinetic Theory of Vitality","authors":"M. Yavuz","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1256722","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1256722","url":null,"abstract":"Canlılığın ya da yaşamın ne olduğu üzerinde henüz bir uzlaşıya varılamamıştır. Bu yüzden canlılık hakkında sayısı yüzlere ulaşan tanım ve yorum bulunmaktadır. Her geçen yıl literatüre yeni ya da benzer tanımlar eklenmektedir. Bu noktadan hareketle, bu makalede, Türkçedeki canlılık (vitality) ve hayat (life) kelimelerinin terim anlamında birbirine denk olarak kullanılıp kullanılamayacağını irdelenmiş ve ayrı kullanımlarının daha doğru olacağı düşüncesi ortaya koyulmuştur. Canlılığın ortaya çıktığı mekân olarak hücrenin, yatayda kendi benzerleriyle ve dikeyde soy hattıyla kurduğu ilişkilerden yola çıkarak, bir organizmanın sıradüzenini oluşturan kısımlar arasındaki ilişkisellik gözden geçirilmiştir. Tüm bunlara dayalı bir canlılık tasarımı ortaya koyulmuştur. Bu teorik tasarıma göre, canlılığın süregitmek gibi bir ereği bulunmaktadır ve bu da canlıların çoğalması ve yayılması ile gerçekleşen bir (s)açılma eylemiyle mümkündür. Canlıdaki dengenin betimlenmesi maksadıyla, homeostasis yerine homeokinesis teriminin kullanılması önerilmektedir.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"53 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-06-05","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"121591711","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
Problems of Liberal Constitutionalism in the Context of Extended Orders 扩展秩序语境下的自由宪政问题
Pub Date : 2023-05-31 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1297489
Buğra Kalkan
Klasik liberalizm geleneğinde en istikrarlı ve bütüncül anayasal reform talebi kamu tercihi teorisyenleri tarafından yapılmaktadır. Özellikle Amerikalı yazarlar mevcut konvansiyonel kuvvetler ayrılığı ve denge-denetleme kurumlarının bireylerin birbirleri üzerinde negatif dışsallık yaratma imkanlarını yeterince sınırlandıramadığını ve liberal demokrasilerin rant kollayan toplumlara doğru hızla ilerlediğini ileri sürmektedirler. Bu bağlamda yazarlar anayasaların epistemik ahlaki önermelerle demokratik prosedürlerin sert bir şekilde kısıtlanmasını teklif etmektedirler. Bu çalışmada Hayekyen bilgi ve sosyal teori bağlamında dışsal sınırlamaların neden anayasalar için gerekli olan liberal ilkeleri koruyamayacağı açıklanmaktadır. Dışsal sınırlamalar yerine Hayek’in iki kamaralı meclis teklifinin liberal ilkelerin keşfi için neden daha önemli bir anayasal tadilat teklifi olduğu tartışılacaktır.
{"title":"Problems of Liberal Constitutionalism in the Context of Extended Orders","authors":"Buğra Kalkan","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1297489","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1297489","url":null,"abstract":"Klasik liberalizm geleneğinde en istikrarlı ve bütüncül anayasal reform talebi kamu tercihi teorisyenleri tarafından yapılmaktadır. Özellikle Amerikalı yazarlar mevcut konvansiyonel kuvvetler ayrılığı ve denge-denetleme kurumlarının bireylerin birbirleri üzerinde negatif dışsallık yaratma imkanlarını yeterince sınırlandıramadığını ve liberal demokrasilerin rant kollayan toplumlara doğru hızla ilerlediğini ileri sürmektedirler. Bu bağlamda yazarlar anayasaların epistemik ahlaki önermelerle demokratik prosedürlerin sert bir şekilde kısıtlanmasını teklif etmektedirler. Bu çalışmada Hayekyen bilgi ve sosyal teori bağlamında dışsal sınırlamaların neden anayasalar için gerekli olan liberal ilkeleri koruyamayacağı açıklanmaktadır. Dışsal sınırlamalar yerine Hayek’in iki kamaralı meclis teklifinin liberal ilkelerin keşfi için neden daha önemli bir anayasal tadilat teklifi olduğu tartışılacaktır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"21 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-05-31","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"116751235","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
DISCUSSING THE CONCEPT OF LOCALITY: CONTENT, PROBLEMS AND ADVICE 论地域性的概念:内容、问题与建议
Pub Date : 2023-05-30 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1252836
Ömür Karsli
Bu makalenin amacı yerellik kavramının anlamını ve içeriğini tartışmaktır. Yerellik, uluslaşmanın getirdiği bir refleks ve ulusal bilincin bütünleyici ruhu olarak arayış halinde sıklıkla anılmasına karşın, felsefe açısından değerlendirilmekten uzak kalmıştır. Bu sebepten ötürü yerellik kavramı, benzeri kavramlarla aynılaştırılarak ideolojik bir içeriğe büründürülmekte, anlamı giderek belirsizleşmektedir. Söz konusu sorunun üstesinden gelmek, yerelliğin neliğini ortaya çıkarabilmek için, yerelliğe felsefi bir bilinçle yaklaşılarak, kavramın içeriğinin, kavram haritasının ve ilkelerinin belirginleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla çalışmamızda ilkin yerellik arayışının modernleşmeyle birlikte sömürgecilik ve Batılılaşma karşısında ulusçuluk, postmodernizm ve çoklu modernite görüşleri içerisinde nasıl tesis edilmeye çalışıldığı ve yetersizlikleri panoramik olarak sunulmuş, ardından kavramın ne olmadığı üzerinde durulmuştur. Yerlicilik ve yerlilikten ayrı olarak ele alınması gerektiğine işaret edilen yerelliğin, insan, mekân ve tarihle ilişkisi irdelenerek, yerelleşmeye dikkat çekilmiştir. Araştırma sonucunda yerelliğin üç temel ilkesi olduğu tespit edilmiştir: Yerellik bir insan-mekân sorunudur; salt bir yerellik bulunmamaktadır ve yerellik görecelidir; saf bir yerellik yerine yerellik, sentez ve yerelleşme süreci olarak anlaşılmalıdır. Söz konusu ilkelerden hareketle ve yerellik kavramının içeriğinin sorunlarına karşı, yerellik yerine kültürel(lik) kavramının kullanılması önerilmiştir.
本文旨在讨论地域性概念的含义和内涵。尽管地域性作为国家建设所带来的一种条件反射和民族意识中的一种不可或缺的精神而被频繁提及,但它却远未得到哲学上的评价。因此,"地域性 "概念被混同于类似的概念,并被赋予了意识形态的内容,其含义也变得越来越模糊。为了克服这一问题,揭示地域性的本质,有必要以哲学意识来对待地域性,厘清这一概念的内涵、概念图和原则。为此,在我们的研究中,首先全景式地展示了在民族主义、后现代主义和多重现代性的视角下,面对殖民主义和西方化与现代化及其不足,如何试图确立对地方性的追寻,然后强调了这一概念的本质。指出地方主义应与本土主义和地方主义分开处理,从人、空间和历史的角度对地方主义进行了研究,并提请注意地方化问题。通过研究,确定了地方主义的三个基本原则:地方性是一个人与空间的问题;不存在纯粹的地方性,地方性是相对的;地方性不应被理解为纯粹的地方性,而应被理解为一个综合和地方化的过程。根据这些原则,并针对地域性概念的内容问题,有人提出用文化(lity)的概念来代替地域性的概念。
{"title":"DISCUSSING THE CONCEPT OF LOCALITY: CONTENT, PROBLEMS AND ADVICE","authors":"Ömür Karsli","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1252836","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1252836","url":null,"abstract":"Bu makalenin amacı yerellik kavramının anlamını ve içeriğini tartışmaktır. Yerellik, uluslaşmanın getirdiği bir refleks ve ulusal bilincin bütünleyici ruhu olarak arayış halinde sıklıkla anılmasına karşın, felsefe açısından değerlendirilmekten uzak kalmıştır. Bu sebepten ötürü yerellik kavramı, benzeri kavramlarla aynılaştırılarak ideolojik bir içeriğe büründürülmekte, anlamı giderek belirsizleşmektedir. Söz konusu sorunun üstesinden gelmek, yerelliğin neliğini ortaya çıkarabilmek için, yerelliğe felsefi bir bilinçle yaklaşılarak, kavramın içeriğinin, kavram haritasının ve ilkelerinin belirginleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla çalışmamızda ilkin yerellik arayışının modernleşmeyle birlikte sömürgecilik ve Batılılaşma karşısında ulusçuluk, postmodernizm ve çoklu modernite görüşleri içerisinde nasıl tesis edilmeye çalışıldığı ve yetersizlikleri panoramik olarak sunulmuş, ardından kavramın ne olmadığı üzerinde durulmuştur. Yerlicilik ve yerlilikten ayrı olarak ele alınması gerektiğine işaret edilen yerelliğin, insan, mekân ve tarihle ilişkisi irdelenerek, yerelleşmeye dikkat çekilmiştir. Araştırma sonucunda yerelliğin üç temel ilkesi olduğu tespit edilmiştir: Yerellik bir insan-mekân sorunudur; salt bir yerellik bulunmamaktadır ve yerellik görecelidir; saf bir yerellik yerine yerellik, sentez ve yerelleşme süreci olarak anlaşılmalıdır. Söz konusu ilkelerden hareketle ve yerellik kavramının içeriğinin sorunlarına karşı, yerellik yerine kültürel(lik) kavramının kullanılması önerilmiştir.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"16 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-05-30","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"127984159","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
İbn Sīnā ve Aristoteles’te Nefsin Akıbeti Aḥvālu’n-Nefs ve De Anima Bağlamında Bir Mukayese
Pub Date : 2023-05-16 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1258994
Eyüp Şahi̇n
Bu makale, beden-ruhu, madde-form gibi kabul edip, bedenin ölümüyle ruhun da ortadan kalktığını savunan Aristoteles ile madde-form anlayışını kabul ettiği halde, beden-ruh ayrımını esas alıp, bedeni ölümlü, ruhu ise ölümsüz kabul eden İbn Sīnā’nın anlayışlarını; ruhun akıbeti bağlamında incelemeyi amaç edinmektedir. Bu bağlamda makalede metodolojik olarak öncelikle İbn Sīnā’yı ele alan ve ilgili noktalarda Aristoteles’le bağlantılarını; paralel/ayrımlar üzerinden inceleyen bir mukayeseye yer verilmektedir. Mukayesenin bu iki metin özelinde yapılmasının elbette bazı sebepleri vardır. Bilindiği gibi İbn Sīnā, nefs meselesini sadece Aḥvālu’n-Nefs’te değil, en-Necāt gibi hemen hemen aynı beyanları içeren diğer bazı eserlerde de ele alır. Fakat bu metin, Aristoteles metniyle konuların ele alınışı, sıralaması ve metodolojik bazı hususlar açısından büyük paralellikler gösterir. Bu durum, her iki metni esas alan bir araştırmacıya, ikinci metnin, ilkinin bir şerhi olmadığı bilindiği halde, buna dair oluşacak bir kanaati destekleyen veriler de sunar. Bununla birlikte her iki metin bazı fikirler açısından da belirgin farklılıklar gösterir. Nefsin akıbetine dair mesele de bunlardan biridir. İbn Sīnā’nın nefs meselesinde, pek çok konuda ortak hususiyetler gösterse de en belirgin olarak Aristocu gelenekten ayrıştığı noktalardan birisi de nefsin akıbetine dair düşüncesidir. Bu yazıda İbn Sīnā’nın nefsin akıbetine dair düşüncesi; bu konuda öne sürülen görüşleri dikkate alan/onları yadsımayan bir şekilde nasıl geliştirdiği ve ne tür bir sonuca ulaştırdığı, ayrıca bunu yaparken hangi yöntemlere başvurduğu, Aristoteles’ten ayrıştığı noktalara da temas edilerek ele alınmaktadır. Bu makalede ulaşılan sonuca göre İbn Sīnā, Aristoteles’in nefsin bedenle olan ilişkisi ile ilk yetkinlik/ilk bilfiillik olması konusunda aynı şekilde düşünmüş, nefsin tanımı konusunda De Anima’da yer alan “bilkuvve canlılığa sahip doğal cismin ilk yetkinliği” tanımına iştirak etse de “belirli nitelikteki bedenin formu” tanımına iştirak etmemiştir. Aynı şekilde, nefse sûret denilebileceğini düşünse de onun bedenin formu olduğunu da kabul etmemektedir. Böylece İbn Sīnā, nefs-beden ilişkisi ve buna bağlı olarak nefsin bir bedenle yetkinleşmesi sonrasında bedenin ölümü ile karşı karşıya kaldığı durumun izahı, yani akıbeti konusunda Aristoteles’ten ayrışmaktadır. İbn Sīnā’nın buradaki yaklaşımı, nefsin ferdi beḳāsını korumaya yönelik olup, tenāsuḫ görüşüne de kapalıdır.
{"title":"İbn Sīnā ve Aristoteles’te Nefsin Akıbeti Aḥvālu’n-Nefs ve De Anima Bağlamında Bir Mukayese","authors":"Eyüp Şahi̇n","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1258994","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1258994","url":null,"abstract":"Bu makale, beden-ruhu, madde-form gibi kabul edip, bedenin ölümüyle ruhun da ortadan kalktığını savunan Aristoteles ile madde-form anlayışını kabul ettiği halde, beden-ruh ayrımını esas alıp, bedeni ölümlü, ruhu ise ölümsüz kabul eden İbn Sīnā’nın anlayışlarını; ruhun akıbeti bağlamında incelemeyi amaç edinmektedir. Bu bağlamda makalede metodolojik olarak öncelikle İbn Sīnā’yı ele alan ve ilgili noktalarda Aristoteles’le bağlantılarını; paralel/ayrımlar üzerinden inceleyen bir mukayeseye yer verilmektedir. Mukayesenin bu iki metin özelinde yapılmasının elbette bazı sebepleri vardır. Bilindiği gibi İbn Sīnā, nefs meselesini sadece Aḥvālu’n-Nefs’te değil, en-Necāt gibi hemen hemen aynı beyanları içeren diğer bazı eserlerde de ele alır. Fakat bu metin, Aristoteles metniyle konuların ele alınışı, sıralaması ve metodolojik bazı hususlar açısından büyük paralellikler gösterir. Bu durum, her iki metni esas alan bir araştırmacıya, ikinci metnin, ilkinin bir şerhi olmadığı bilindiği halde, buna dair oluşacak bir kanaati destekleyen veriler de sunar. Bununla birlikte her iki metin bazı fikirler açısından da belirgin farklılıklar gösterir. Nefsin akıbetine dair mesele de bunlardan biridir. İbn Sīnā’nın nefs meselesinde, pek çok konuda ortak hususiyetler gösterse de en belirgin olarak Aristocu gelenekten ayrıştığı noktalardan birisi de nefsin akıbetine dair düşüncesidir. Bu yazıda İbn Sīnā’nın nefsin akıbetine dair düşüncesi; bu konuda öne sürülen görüşleri dikkate alan/onları yadsımayan bir şekilde nasıl geliştirdiği ve ne tür bir sonuca ulaştırdığı, ayrıca bunu yaparken hangi yöntemlere başvurduğu, Aristoteles’ten ayrıştığı noktalara da temas edilerek ele alınmaktadır. Bu makalede ulaşılan sonuca göre İbn Sīnā, Aristoteles’in nefsin bedenle olan ilişkisi ile ilk yetkinlik/ilk bilfiillik olması konusunda aynı şekilde düşünmüş, nefsin tanımı konusunda De Anima’da yer alan “bilkuvve canlılığa sahip doğal cismin ilk yetkinliği” tanımına iştirak etse de “belirli nitelikteki bedenin formu” tanımına iştirak etmemiştir. Aynı şekilde, nefse sûret denilebileceğini düşünse de onun bedenin formu olduğunu da kabul etmemektedir. Böylece İbn Sīnā, nefs-beden ilişkisi ve buna bağlı olarak nefsin bir bedenle yetkinleşmesi sonrasında bedenin ölümü ile karşı karşıya kaldığı durumun izahı, yani akıbeti konusunda Aristoteles’ten ayrışmaktadır. İbn Sīnā’nın buradaki yaklaşımı, nefsin ferdi beḳāsını korumaya yönelik olup, tenāsuḫ görüşüne de kapalıdır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"24 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-05-16","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"117093099","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
The Role of Imagination in Adam Smith’s Moral Theory 想象在亚当·斯密道德理论中的作用
Pub Date : 2023-05-09 DOI: 10.58634/felsefedunyasi.1246255
Nilay Avci
Öz Adam Smith’in Ahlak Kuramında Hayal Gücünün Rolü Bu makale Adam Smith’in ahlak kuramında hayal gücüne atfettiği temel rolü görünür kılmayı amaçlamaktadır. Makalenin temel iddiası hayal gücünün yaratıcı, yönelimsel ve anlatısal etkinliği olmadan ahlaki öznelliğin kurulamayacağı, ahlaki yaşantının var olamayacağı ve dolayısıyla ahlaki belirlenimlerin gerçekleşemeyeceğidir. İddia Smith’in Ahlakı Duygular Kuramı isimli eserinde sunduğu ahlak kuramı ile sınırlandırılmıştır. Makalenin giriş bölümünde Ahlaki Duygular Kuramı’nda Smith’in ahlaki onay ilkesini akıl, çıkar ya da duyguda temellendiren diğer kuramcılara karşı yönelttiği eleştirilerine yer verilecektir. Takip eden bölümde ahlaki değerlendirme süreci olarak ortaya koyduğu duygudaşlık (sympathy) fikri incelenecek ve duygudaşlığın hayal gücünün etkinliği olduğu gösterilecektir. Bu bölümde adalet talebinin de, ahlaki boyutunda, bir duygu sonucu ortaya çıktığı ve duygunun kaynağının kurgusal yer değiştirme olduğu vurgulanacaktır. Son olarak çözümlenecek kavram ise ahlaki failin kendi edimlerini, duygu ve davranışlarını onaylarken başvurmak için yarattığı tarafsız gözlemci (impartial spectator) kavramıdır. Smith tarafsız gözlemci kavramını tartışırken edimlerimizi gözetleyen bir seyirci kurgusunun ahlaki yaşantımızın merkezinde durduğunu vurgular. Smith’e göre ahlaki öznellik hem seyreden hem eyleyen olarak ikiye bölünmüş bir benlikte sürer. Bu son bölümde, ikili benliğin izleyen kısmını oluşturan ve değerlendirme mercii olarak atanan tarafsız gözlemcinin hayal gücünün bir kurgusu olduğu gösterilecek ve böylece ahlaki seyirle birlikte mümkün kılınan tüm ahlak dünyasının hayal gücünün ürünü olduğu açıklık kazanacaktır.
{"title":"The Role of Imagination in Adam Smith’s Moral Theory","authors":"Nilay Avci","doi":"10.58634/felsefedunyasi.1246255","DOIUrl":"https://doi.org/10.58634/felsefedunyasi.1246255","url":null,"abstract":"Öz Adam Smith’in Ahlak Kuramında Hayal Gücünün Rolü Bu makale Adam Smith’in ahlak kuramında hayal gücüne atfettiği temel rolü görünür kılmayı amaçlamaktadır. Makalenin temel iddiası hayal gücünün yaratıcı, yönelimsel ve anlatısal etkinliği olmadan ahlaki öznelliğin kurulamayacağı, ahlaki yaşantının var olamayacağı ve dolayısıyla ahlaki belirlenimlerin gerçekleşemeyeceğidir. İddia Smith’in Ahlakı Duygular Kuramı isimli eserinde sunduğu ahlak kuramı ile sınırlandırılmıştır. Makalenin giriş bölümünde Ahlaki Duygular Kuramı’nda Smith’in ahlaki onay ilkesini akıl, çıkar ya da duyguda temellendiren diğer kuramcılara karşı yönelttiği eleştirilerine yer verilecektir. Takip eden bölümde ahlaki değerlendirme süreci olarak ortaya koyduğu duygudaşlık (sympathy) fikri incelenecek ve duygudaşlığın hayal gücünün etkinliği olduğu gösterilecektir. Bu bölümde adalet talebinin de, ahlaki boyutunda, bir duygu sonucu ortaya çıktığı ve duygunun kaynağının kurgusal yer değiştirme olduğu vurgulanacaktır. Son olarak çözümlenecek kavram ise ahlaki failin kendi edimlerini, duygu ve davranışlarını onaylarken başvurmak için yarattığı tarafsız gözlemci (impartial spectator) kavramıdır. Smith tarafsız gözlemci kavramını tartışırken edimlerimizi gözetleyen bir seyirci kurgusunun ahlaki yaşantımızın merkezinde durduğunu vurgular. Smith’e göre ahlaki öznellik hem seyreden hem eyleyen olarak ikiye bölünmüş bir benlikte sürer. Bu son bölümde, ikili benliğin izleyen kısmını oluşturan ve değerlendirme mercii olarak atanan tarafsız gözlemcinin hayal gücünün bir kurgusu olduğu gösterilecek ve böylece ahlaki seyirle birlikte mümkün kılınan tüm ahlak dünyasının hayal gücünün ürünü olduğu açıklık kazanacaktır.","PeriodicalId":154648,"journal":{"name":"Felsefe Dünyası","volume":"1 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-05-09","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"123203020","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
引用次数: 0
期刊
Felsefe Dünyası
全部 Acc. Chem. Res. ACS Applied Bio Materials ACS Appl. Electron. Mater. ACS Appl. Energy Mater. ACS Appl. Mater. Interfaces ACS Appl. Nano Mater. ACS Appl. Polym. Mater. ACS BIOMATER-SCI ENG ACS Catal. ACS Cent. Sci. ACS Chem. Biol. ACS Chemical Health & Safety ACS Chem. Neurosci. ACS Comb. Sci. ACS Earth Space Chem. ACS Energy Lett. ACS Infect. Dis. ACS Macro Lett. ACS Mater. Lett. ACS Med. Chem. Lett. ACS Nano ACS Omega ACS Photonics ACS Sens. ACS Sustainable Chem. Eng. ACS Synth. Biol. Anal. Chem. BIOCHEMISTRY-US Bioconjugate Chem. BIOMACROMOLECULES Chem. Res. Toxicol. Chem. Rev. Chem. Mater. CRYST GROWTH DES ENERG FUEL Environ. Sci. Technol. Environ. Sci. Technol. Lett. Eur. J. Inorg. Chem. IND ENG CHEM RES Inorg. Chem. J. Agric. Food. Chem. J. Chem. Eng. Data J. Chem. Educ. J. Chem. Inf. Model. J. Chem. Theory Comput. J. Med. Chem. J. Nat. Prod. J PROTEOME RES J. Am. Chem. Soc. LANGMUIR MACROMOLECULES Mol. Pharmaceutics Nano Lett. Org. Lett. ORG PROCESS RES DEV ORGANOMETALLICS J. Org. Chem. J. Phys. Chem. J. Phys. Chem. A J. Phys. Chem. B J. Phys. Chem. C J. Phys. Chem. Lett. Analyst Anal. Methods Biomater. Sci. Catal. Sci. Technol. Chem. Commun. Chem. Soc. Rev. CHEM EDUC RES PRACT CRYSTENGCOMM Dalton Trans. Energy Environ. Sci. ENVIRON SCI-NANO ENVIRON SCI-PROC IMP ENVIRON SCI-WAT RES Faraday Discuss. Food Funct. Green Chem. Inorg. Chem. Front. Integr. Biol. J. Anal. At. Spectrom. J. Mater. Chem. A J. Mater. Chem. B J. Mater. Chem. C Lab Chip Mater. Chem. Front. Mater. Horiz. MEDCHEMCOMM Metallomics Mol. Biosyst. Mol. Syst. Des. Eng. Nanoscale Nanoscale Horiz. Nat. Prod. Rep. New J. Chem. Org. Biomol. Chem. Org. Chem. Front. PHOTOCH PHOTOBIO SCI PCCP Polym. Chem.
×
引用
GB/T 7714-2015
复制
MLA
复制
APA
复制
导出至
BibTeX EndNote RefMan NoteFirst NoteExpress
×
0
微信
客服QQ
Book学术公众号 扫码关注我们
反馈
×
意见反馈
请填写您的意见或建议
请填写您的手机或邮箱
×
提示
您的信息不完整,为了账户安全,请先补充。
现在去补充
×
提示
您因"违规操作"
具体请查看互助需知
我知道了
×
提示
现在去查看 取消
×
提示
确定
Book学术官方微信
Book学术文献互助
Book学术文献互助群
群 号:481959085
Book学术
文献互助 智能选刊 最新文献 互助须知 联系我们:info@booksci.cn
Book学术提供免费学术资源搜索服务,方便国内外学者检索中英文文献。致力于提供最便捷和优质的服务体验。
Copyright © 2023 Book学术 All rights reserved.
ghs 京公网安备 11010802042870号 京ICP备2023020795号-1