Çocuk kitaplarının toplumsal cinsiyetin inşası süreçlerinde, diğer toplumsallaştırıcılar kadar önemli bir rolü vardır. Araştırmalar yaygın biçimde çocuklara yönelik olarak hazırlanmış her türden kitabın görsel, metinsel içeriklerinin hangi açık/örtük iletilerle toplumsal cinsiyete ilişkin kalıplaşmış rolleri ve bakış açılarını yeniden ürettiğini incelemektedir. Bu çalışmada çocuk romanlarındaki baş karakterlerin sosyal becerilerden biri olan atılganlık becerisi temsillerinin toplumsal cinsiyet bakış açısıyla çözümlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın veri kaynağı 2010-2017 yılları arasında yayımlanan ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklara seslenen 32 telif ve 32 çeviri olmak üzere toplam 64 çocuk romanından oluşmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş, doküman incelemesi yöntemi kullanılmış ve içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırmada atılganlık becerileri kapsamında belirlenen kategorilerin sıklık ve yüzdelik dağılımları, toplumsal cinsiyet bağlamında yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde, incelenen telif romanlarda oğlan çocukların, çeviri romanlarda ise kız çocukların atılganlık becerilerinde daha etkin temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
{"title":"Çocuk Romanlarında Atılganlık Becerileri: Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Bir Çözümleme","authors":"Elif Dumanli, Yasemin Esen","doi":"10.30964/auebfd.1206546","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1206546","url":null,"abstract":"Çocuk kitaplarının toplumsal cinsiyetin inşası süreçlerinde, diğer toplumsallaştırıcılar kadar önemli bir rolü vardır. Araştırmalar yaygın biçimde çocuklara yönelik olarak hazırlanmış her türden kitabın görsel, metinsel içeriklerinin hangi açık/örtük iletilerle toplumsal cinsiyete ilişkin kalıplaşmış rolleri ve bakış açılarını yeniden ürettiğini incelemektedir. Bu çalışmada çocuk romanlarındaki baş karakterlerin sosyal becerilerden biri olan atılganlık becerisi temsillerinin toplumsal cinsiyet bakış açısıyla çözümlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın veri kaynağı 2010-2017 yılları arasında yayımlanan ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklara seslenen 32 telif ve 32 çeviri olmak üzere toplam 64 çocuk romanından oluşmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş, doküman incelemesi yöntemi kullanılmış ve içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırmada atılganlık becerileri kapsamında belirlenen kategorilerin sıklık ve yüzdelik dağılımları, toplumsal cinsiyet bağlamında yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde, incelenen telif romanlarda oğlan çocukların, çeviri romanlarda ise kız çocukların atılganlık becerilerinde daha etkin temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"148 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-04-30","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"79370298","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Yükseköğretim Kurulunun 2012 yılında yayımladığı, 2016 yılında da güncellediği Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi uyarınca, lisansüstü tezler de içinde olmak üzere, insan etkileşimli araştırmaların, araştırma etiğine uygun biçimde gerçekleşmesi için üniversitelerde etik kurullar oluşturulmuştur. Sosyal bilimler etik kurulu bunlardan biridir. Fakat sosyal bilim araştırma tasarımları için etik onay alınması, ülkemiz için yeni bir durumdur. Üstelik bu kurulların çalışmasına yol gösteren Yönergenin içerdiği etik kodların büyük kısmı araştırma etiği ile değil, yayın etiği ile ilgilidir. Dolayısıyla sosyal bilimler etik kurullarının önlerine gelen araştırma tasarımlarına etik onay verme görevini nasıl ve nelere dikkat ederek yerine getirdiği bilinmemektedir. Bu konuda herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Yazarın yaklaşık iki yıl boyunca Türkiye’nin en eski üniversitelerinden birinde etik kurul üyesi olarak başvurular üzerinde yaptığı etik inceleme sonuçlarının veri kaynağı olarak kullanıldığı bu örnek olay araştırması, söz konusu belirsizliğe kendi çapında ışık tutmaktadır. Araştırmanın bulguları; başvuru formlarının yalınlaştırılması ve alana özgülenmesi gerektiğini, etik kurul üyeliğinin öğretim üyeleri için ciddi bir iş yükü artışına neden olduğunu; başvuruların yaklaşık 2/3’ünden etik bakımdan düzeltme istenmesinin bu iş yükü artışına önemli bir katkı yaptığını; düzeltme nedenlerinin başvuru belgelerinin hazırlanmasındaki özensizlik ile ‘yöntemsel yanlışların yanılmaya yol açabileceği’ konusundaki duyarlık eksikliğinden kaynaklandığı göstermektedir.
{"title":"Sosyal Bilim Araştırmaları Etik Onay Süreci Hakkında Bir Örnek Olay Araştırması","authors":"Rıfat MİSER","doi":"10.30964/auebfd.1107014","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1107014","url":null,"abstract":"Yükseköğretim Kurulunun 2012 yılında yayımladığı, 2016 yılında da güncellediği Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi uyarınca, lisansüstü tezler de içinde olmak üzere, insan etkileşimli araştırmaların, araştırma etiğine uygun biçimde gerçekleşmesi için üniversitelerde etik kurullar oluşturulmuştur. Sosyal bilimler etik kurulu bunlardan biridir. Fakat sosyal bilim araştırma tasarımları için etik onay alınması, ülkemiz için yeni bir durumdur. Üstelik bu kurulların çalışmasına yol gösteren Yönergenin içerdiği etik kodların büyük kısmı araştırma etiği ile değil, yayın etiği ile ilgilidir. Dolayısıyla sosyal bilimler etik kurullarının önlerine gelen araştırma tasarımlarına etik onay verme görevini nasıl ve nelere dikkat ederek yerine getirdiği bilinmemektedir. Bu konuda herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Yazarın yaklaşık iki yıl boyunca Türkiye’nin en eski üniversitelerinden birinde etik kurul üyesi olarak başvurular üzerinde yaptığı etik inceleme sonuçlarının veri kaynağı olarak kullanıldığı bu örnek olay araştırması, söz konusu belirsizliğe kendi çapında ışık tutmaktadır. Araştırmanın bulguları; başvuru formlarının yalınlaştırılması ve alana özgülenmesi gerektiğini, etik kurul üyeliğinin öğretim üyeleri için ciddi bir iş yükü artışına neden olduğunu; başvuruların yaklaşık 2/3’ünden etik bakımdan düzeltme istenmesinin bu iş yükü artışına önemli bir katkı yaptığını; düzeltme nedenlerinin başvuru belgelerinin hazırlanmasındaki özensizlik ile ‘yöntemsel yanlışların yanılmaya yol açabileceği’ konusundaki duyarlık eksikliğinden kaynaklandığı göstermektedir.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"37 3 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-04-23","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134986867","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Araştırmada Amerika Birleşik Devletleri Eyaletlerinin okul öncesi eğitim programlarında yer verdikleri sosyal bilgiler (tarih, coğrafya, ekonomi, vatandaşlık) kazanımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak doküman analizinin kullanıldığı bu nitel araştırmanın çalışma grubuna dahil edilen eyaletler ölçüt örneklem yoluyla belirlenmiştir. Ülkenin 50 eyaleti arasından İnsani Gelişme Endeksi (İGE) (2018) verilerine göre en yüksek ortalamaya sahip 10 eyaletin okul öncesi eğitim programlarının sosyal bilgiler kazanımları incelenmiştir. Veriler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, okul öncesi coğrafyada harita ve küre gibi temsillerin kullanımı, ev okul gibi tanıdık yerlerin özellikleri, kültürel özellikler ve farklı kültürlere yönelik kazanımların ön planda tutulduğu görülmüştür. Tarih temasında geçmiş ve günümüz arasında kıyaslamalar yapmaya ve ulusal geleneksel kutlamalara ağırlıklı olarak yer verilmektedir. Ekonomi temasında ise ekonomiye dair temel kavramlar ve meslekler gibi topluluk yardımcıları hakkında kazanımlar öne çıkmaktadır Son olarak Vatandaşlık temasında okul öncesi için demokratik süreçlere aktif katılımın ve topluluk kurallarının sıklıkla yer verilen kazanımlar olduğu görülmüştür. Türkiye’de uygulanan Okul Öncesi Eğitim Programının güncelleme ve genişletilmesine yönelik çalışmalar yapıldığı takdirde mevcut araştırma, bu anlamda araştırmacılara bilimsel dayanak sağlaması açısından öngörü ve önem taşımaktadır.
{"title":"Social Studies in Early Childhood Education Programs: The Case of the United States","authors":"Semiha YÜKSEK USTA, İlayda KİMZAN","doi":"10.30964/auebfd.1109289","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1109289","url":null,"abstract":"Araştırmada Amerika Birleşik Devletleri Eyaletlerinin okul öncesi eğitim programlarında yer verdikleri sosyal bilgiler (tarih, coğrafya, ekonomi, vatandaşlık) kazanımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak doküman analizinin kullanıldığı bu nitel araştırmanın çalışma grubuna dahil edilen eyaletler ölçüt örneklem yoluyla belirlenmiştir. Ülkenin 50 eyaleti arasından İnsani Gelişme Endeksi (İGE) (2018) verilerine göre en yüksek ortalamaya sahip 10 eyaletin okul öncesi eğitim programlarının sosyal bilgiler kazanımları incelenmiştir. Veriler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, okul öncesi coğrafyada harita ve küre gibi temsillerin kullanımı, ev okul gibi tanıdık yerlerin özellikleri, kültürel özellikler ve farklı kültürlere yönelik kazanımların ön planda tutulduğu görülmüştür. Tarih temasında geçmiş ve günümüz arasında kıyaslamalar yapmaya ve ulusal geleneksel kutlamalara ağırlıklı olarak yer verilmektedir. Ekonomi temasında ise ekonomiye dair temel kavramlar ve meslekler gibi topluluk yardımcıları hakkında kazanımlar öne çıkmaktadır Son olarak Vatandaşlık temasında okul öncesi için demokratik süreçlere aktif katılımın ve topluluk kurallarının sıklıkla yer verilen kazanımlar olduğu görülmüştür. Türkiye’de uygulanan Okul Öncesi Eğitim Programının güncelleme ve genişletilmesine yönelik çalışmalar yapıldığı takdirde mevcut araştırma, bu anlamda araştırmacılara bilimsel dayanak sağlaması açısından öngörü ve önem taşımaktadır.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"49 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-03-29","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"134953221","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu araştırmada, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin tutumlarını çeşitli değişkenlere göre incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli nicel boyutta olup ilişkisel tarama modeldedir. Araştırmanın örneklemine, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen ve Türkiye’nin yedi farklı bölgesinde yaşayan 477 gönüllü ebeveyn alınmıştır. Veriler “Genel Bilgi Formu” ve “Çocuk Haklarına Yönelik Ebeveyn Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul izni ve ebeveynlerin aydınlatılmış onamları alınmıştır. Araştırma verileri Google Form aracılığıyla online olarak toplanmıştır. Sonuçta; araştırmaya katılan ebeveyn, ebeveynin ve eşinin yaşı, öğrenim durumu, sosyoekonomik düzey ve aile tipi ile ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin tutumları farklılık göstermemektedir (p>0,05). Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin içeriği hakkında bilgisi ve eşi üniversite mezunu olan ebeveynlerin çocuk haklarına yönelik tutumlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir (p
{"title":"Toplumsal-Kültürel Bağlamda Ebeveynlerin Çocuk Haklarına Yönelik Tutumlarının İncelenmesi","authors":"Enver Durualp, Lügen Ceren Güneş, Ender Durualp","doi":"10.30964/auebfd.1092392","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1092392","url":null,"abstract":"Bu araştırmada, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin tutumlarını çeşitli değişkenlere göre incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli nicel boyutta olup ilişkisel tarama modeldedir. Araştırmanın örneklemine, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen ve Türkiye’nin yedi farklı bölgesinde yaşayan 477 gönüllü ebeveyn alınmıştır. Veriler “Genel Bilgi Formu” ve “Çocuk Haklarına Yönelik Ebeveyn Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul izni ve ebeveynlerin aydınlatılmış onamları alınmıştır. Araştırma verileri Google Form aracılığıyla online olarak toplanmıştır. Sonuçta; araştırmaya katılan ebeveyn, ebeveynin ve eşinin yaşı, öğrenim durumu, sosyoekonomik düzey ve aile tipi ile ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin tutumları farklılık göstermemektedir (p>0,05). Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin içeriği hakkında bilgisi ve eşi üniversite mezunu olan ebeveynlerin çocuk haklarına yönelik tutumlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir (p","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"31 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-03-29","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"78817903","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Eğitim fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerinin Öğretmenlik Uygulaması sürecindeki uygulamalarının kendi bildirimlerine göre değerlendirilmesini amaçlayan araştırmanın yöntemi nicel ve tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 bahar yarıyılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 156 dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, Öğretmenlik Uygulaması Dersi Ders Planlama ve Uygulama Durumları Ölçeği (ÖDPUÖ) ile toplanmıştır. Ölçek, planlama ve uygulama olarak iki alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, tek yönlü varyans analizi ve LSD testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin Öğretmenlik Uygulaması dersi sırasında öğretim süreci aşamalarını uygulama düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Öğretmenlik Uygulaması dersi sırasında öğretim süreci aşamalarını uygulama düzeyleri, ders anlatım sayılarına ve uygulama öğretmeni tarafından izlenme sayılarına göre farklılaşmakta iken uygulama öğretim üyesi tarafından izlenme sayılarına bağlı değişim göstermemektedir. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre, öğrencilerin Öğretmenlik Uygulaması dersinde ders planlama aşamalarını uygulama düzeyleri, ders planı hazırlama sayılarına göre farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında izleme, denetleme, rehberlik ve değerlendirme etkinliklerinin iyileştirilmesi önemli görülmektedir
{"title":"Eğitim Fakültelerindeki Öğretmenlik Uygulaması Dersinin Öğrenci Uygulamaları Açısından Değerlendirilmesi","authors":"Aybüke Merve Yücel, Fatma Mızıkacı","doi":"10.30964/auebfd.932517","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.932517","url":null,"abstract":"Eğitim fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerinin Öğretmenlik Uygulaması sürecindeki uygulamalarının kendi bildirimlerine göre değerlendirilmesini amaçlayan araştırmanın yöntemi nicel ve tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 bahar yarıyılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 156 dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, Öğretmenlik Uygulaması Dersi Ders Planlama ve Uygulama Durumları Ölçeği (ÖDPUÖ) ile toplanmıştır. Ölçek, planlama ve uygulama olarak iki alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, tek yönlü varyans analizi ve LSD testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin Öğretmenlik Uygulaması dersi sırasında öğretim süreci aşamalarını uygulama düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Öğretmenlik Uygulaması dersi sırasında öğretim süreci aşamalarını uygulama düzeyleri, ders anlatım sayılarına ve uygulama öğretmeni tarafından izlenme sayılarına göre farklılaşmakta iken uygulama öğretim üyesi tarafından izlenme sayılarına bağlı değişim göstermemektedir. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre, öğrencilerin Öğretmenlik Uygulaması dersinde ders planlama aşamalarını uygulama düzeyleri, ders planı hazırlama sayılarına göre farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında izleme, denetleme, rehberlik ve değerlendirme etkinliklerinin iyileştirilmesi önemli görülmektedir","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"2017 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-03-01","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"82539912","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Şerife Doğan, Burak Avni Akter, Ayşe Büber, Gul UNAL COBAN
Bu araştırmada, şaşırtan deneyler (discrepant events) ile sorgulama uygulamalarının fen bilimleri öğretmen adaylarının kavramsal anlama, sorgulama becerileri ve bilimsel bilgiye yönelik görüşleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Tek grup ön test-son test deneme modelinin benimsendiği bu araştırmanın çalışma grubunu 3. sınıf fen bilimleri öğretmen adayları oluşturmuş ve araştırma 11 hafta sürmüştür. Araştırmada, çalışma grubuna Fen Bilgisi Laboratuvar Uygulamaları I dersinde sorgulamaya dayalı öğretim yaklaşımından Tahmin-Gözle-Açıkla (TGA) tekniği temel alınarak hazırlanmış deney çalışma yaprakları kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak sorgulama becerileri ölçeği, bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeği, kavramsal değişim değerlendirme formu, yarı yapılandırılmış görüşme ve etkinlik değerlendirme formu uygulanmıştır. Nitel verilerin analizi için içerik analizi, nicel verilerin analizi için ise ilişkili gruplar t-testi kullanılmıştır. Veri analizinden elde edilen sonuçlara göre öğretmen adaylarının bilimsel bilgiye yönelik görüşlerinde ve sorgulama becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmezken, kavramsal değişimleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayanarak araştırmanın iki gruplu deneysel desende güdülenme (motivasyon), ilgi düzeyi gibi duyuşsal değişkenler dahil edilip kontrollü olarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir.
{"title":"Şaşırtan Deneyler ile Sorgulama Uygulamalarının Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Kavramsal Anlama, Sorgulama Becerileri ve Bilimsel Bilgiye Yönelik Görüşlerine Etkisi","authors":"Şerife Doğan, Burak Avni Akter, Ayşe Büber, Gul UNAL COBAN","doi":"10.30964/auebfd.1009277","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1009277","url":null,"abstract":"Bu araştırmada, şaşırtan deneyler (discrepant events) ile sorgulama uygulamalarının fen bilimleri öğretmen adaylarının kavramsal anlama, sorgulama becerileri ve bilimsel bilgiye yönelik görüşleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Tek grup ön test-son test deneme modelinin benimsendiği bu araştırmanın çalışma grubunu 3. sınıf fen bilimleri öğretmen adayları oluşturmuş ve araştırma 11 hafta sürmüştür. Araştırmada, çalışma grubuna Fen Bilgisi Laboratuvar Uygulamaları I dersinde sorgulamaya dayalı öğretim yaklaşımından Tahmin-Gözle-Açıkla (TGA) tekniği temel alınarak hazırlanmış deney çalışma yaprakları kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak sorgulama becerileri ölçeği, bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeği, kavramsal değişim değerlendirme formu, yarı yapılandırılmış görüşme ve etkinlik değerlendirme formu uygulanmıştır. Nitel verilerin analizi için içerik analizi, nicel verilerin analizi için ise ilişkili gruplar t-testi kullanılmıştır. Veri analizinden elde edilen sonuçlara göre öğretmen adaylarının bilimsel bilgiye yönelik görüşlerinde ve sorgulama becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmezken, kavramsal değişimleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayanarak araştırmanın iki gruplu deneysel desende güdülenme (motivasyon), ilgi düzeyi gibi duyuşsal değişkenler dahil edilip kontrollü olarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"5 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-02-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"86640596","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu araştırmada ön lisans öğrencilerinin insan sermayesi algıları ile istihdam edilebilirlik algıları arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırma grubunda ön lisans düzeyinde öğrenim gören 855 üniversite öğrencisi yer almıştır. Araştırmada toplanan veriler Koç, Fidan ve Kurt (2012) tarafından geliştirilen İnsan Sermayesi Algısı Ölçeği ile Gunawan, Creed ve Glendon (2019) tarafından genç yetişkinler için geliştirilen ve Alkın, Korkmaz ve Balcı Çelik (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği aracılığıyla elde edilmiştir. Veriler sıklık analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve basit doğrusal regresyon istatistik yöntemleri ile çözümlenmiştir. Araştırma ile öğrencilerinin insan sermayesi algılarının orta düzey ile büyük ölçüde katılmak arasında yer aldığı istihdam edilebilirlik algılarının da ölçek maddelerine verdikleri yanıtlar bağlamında kısmen katılmak ile katılmak arasında yer aldığı sonucuna varılmıştır. Araştırmanın bir diğer sonucu ise öğrencilerin insan sermayesi algısı ile istihdam edilebilirlik algıları arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu ve istihdam edilebilirlik algısının yordayıcıları arasında insan sermayesi algısının da bulunduğu yönündedir. Araştırmanın sınırlılıklarının azaltılması ve geçerliğinin artırılması adına, diğer ön lisans programları ile lisans ve yüksek lisans programlarındaki öğrenciler ile benzer araştırmaların yapılması önerilmektedir.
{"title":"Ön Lisans Öğrencilerinin İnsan Sermayesi Algıları ile İstihdam Edilebilirlik Algıları Arasındaki İlişki","authors":"Emrah Koçak, Ayhan Ural","doi":"10.30964/auebfd.1101276","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1101276","url":null,"abstract":"Bu araştırmada ön lisans öğrencilerinin insan sermayesi algıları ile istihdam edilebilirlik algıları arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırma grubunda ön lisans düzeyinde öğrenim gören 855 üniversite öğrencisi yer almıştır. Araştırmada toplanan veriler Koç, Fidan ve Kurt (2012) tarafından geliştirilen İnsan Sermayesi Algısı Ölçeği ile Gunawan, Creed ve Glendon (2019) tarafından genç yetişkinler için geliştirilen ve Alkın, Korkmaz ve Balcı Çelik (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği aracılığıyla elde edilmiştir. Veriler sıklık analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve basit doğrusal regresyon istatistik yöntemleri ile çözümlenmiştir. Araştırma ile öğrencilerinin insan sermayesi algılarının orta düzey ile büyük ölçüde katılmak arasında yer aldığı istihdam edilebilirlik algılarının da ölçek maddelerine verdikleri yanıtlar bağlamında kısmen katılmak ile katılmak arasında yer aldığı sonucuna varılmıştır. Araştırmanın bir diğer sonucu ise öğrencilerin insan sermayesi algısı ile istihdam edilebilirlik algıları arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu ve istihdam edilebilirlik algısının yordayıcıları arasında insan sermayesi algısının da bulunduğu yönündedir. Araştırmanın sınırlılıklarının azaltılması ve geçerliğinin artırılması adına, diğer ön lisans programları ile lisans ve yüksek lisans programlarındaki öğrenciler ile benzer araştırmaların yapılması önerilmektedir.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"86 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-01-11","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"84017576","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
TTo investigate how pre-service early childhood education (ECE) teachers’ self-confidence in teaching science was changed through their teaching practice course, a qualitative case study research design was used in the current study. The study involved 15 senior pre-service ECE teachers who were enrolled in a teaching practice course as part of their teacher education program. The study was created with their experiential learning opportunities in account. Participants developed five distinct science activity plans that are connected with several other disciplines and implemented their science activities in a real classroom environment for this purpose. Individual pre and post-interviews were conducted with them to investigate the change in their self-confidence in teaching science. The data analysis revealed four major themes: 1) prior knowledge and interest in science, 2) experience of teaching science in a real classroom, 3) expectation from teaching practice course, and 4) feelings when preparing activities and teaching science. The study’s findings revealed that a teaching practice course was quite helpful in enhancing preservice teachers' self-confidence in science teaching and changing their interests and feelings about science. The study's findings improved understanding of the importance of experiential learning and practicing in teacher education.
{"title":"Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Uygulaması Yoluyla Fen Öğretimine Yönelik Özgüvenlerindeki Değişim","authors":"Elif Buldu","doi":"10.30964/auebfd.1124337","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1124337","url":null,"abstract":"TTo investigate how pre-service early childhood education (ECE) teachers’ self-confidence in teaching science was changed through their teaching practice course, a qualitative case study research design was used in the current study. The study involved 15 senior pre-service ECE teachers who were enrolled in a teaching practice course as part of their teacher education program. The study was created with their experiential learning opportunities in account. Participants developed five distinct science activity plans that are connected with several other disciplines and implemented their science activities in a real classroom environment for this purpose. Individual pre and post-interviews were conducted with them to investigate the change in their self-confidence in teaching science. The data analysis revealed four major themes: 1) prior knowledge and interest in science, 2) experience of teaching science in a real classroom, 3) expectation from teaching practice course, and 4) feelings when preparing activities and teaching science. The study’s findings revealed that a teaching practice course was quite helpful in enhancing preservice teachers' self-confidence in science teaching and changing their interests and feelings about science. The study's findings improved understanding of the importance of experiential learning and practicing in teacher education.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"T151 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-01-01","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"82632495","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Arzu KİRMAN BİLGİN, Nesli Kala, Tufan İnalteki̇n, Sibel Er Nas, Hava İpek Akbulut, Tülay Şenel Çoruhlu, Sündüs Yerdelen
Fen bilimleri dersi öğretim programının amaçlarından biri öğrencilere yaşam becerilerini kazandırmaktır. Öğretmenlerin, adaylık süreçlerinde bu becerilere yönelik mesleki bilgileri edinmeleri gerekmektedir. Bu mesleki bilgileri edinmelerinin yolu kendilerinin yaşam becerilerini kazanmalarından geçmektedir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının bu becerilerle donanmalarında büyük rol ise fen eğitimcilerine düşmektedir. Fakat fen eğitimcilerinin fen bilgisi öğretmen adaylarına bu becerileri kazandırabilecek bir kılavuzlarının olmadığı görülmektedir. Bu durumun saptanmasından yola çıkılarak bu araştırmada, Fen Bilimlerinde Yaşam Becerileri Eğitimi Kılavuzunu tasarlayabilmek için fen eğitimcilerinin öğrenme ortamlarında yaşam becerilerini kazandırma adına yürüttükleri ders süreçlerinin ve önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Özel durum yöntemi ile yürütülen araştırmaya ülkemizin her bölgesinden üçer fen eğitimcisi katılmıştır. Mülakatlar yoluyla elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda fen eğitimcilerinin en fazla takım çalışması ve iletişim becerilerine, en az ise girişimcilik becerisine odaklandıkları saptanmıştır.
{"title":"Fen Eğitimcilerinin Yürüttüğü Yaşam Becerilerini Kazandırma Süreçlerinin ve Önerilerinin İncelenmesi","authors":"Arzu KİRMAN BİLGİN, Nesli Kala, Tufan İnalteki̇n, Sibel Er Nas, Hava İpek Akbulut, Tülay Şenel Çoruhlu, Sündüs Yerdelen","doi":"10.30964/auebfd.849092","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.849092","url":null,"abstract":"Fen bilimleri dersi öğretim programının amaçlarından biri öğrencilere yaşam becerilerini kazandırmaktır. Öğretmenlerin, adaylık süreçlerinde bu becerilere yönelik mesleki bilgileri edinmeleri gerekmektedir. Bu mesleki bilgileri edinmelerinin yolu kendilerinin yaşam becerilerini kazanmalarından geçmektedir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının bu becerilerle donanmalarında büyük rol ise fen eğitimcilerine düşmektedir. Fakat fen eğitimcilerinin fen bilgisi öğretmen adaylarına bu becerileri kazandırabilecek bir kılavuzlarının olmadığı görülmektedir. Bu durumun saptanmasından yola çıkılarak bu araştırmada, Fen Bilimlerinde Yaşam Becerileri Eğitimi Kılavuzunu tasarlayabilmek için fen eğitimcilerinin öğrenme ortamlarında yaşam becerilerini kazandırma adına yürüttükleri ders süreçlerinin ve önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Özel durum yöntemi ile yürütülen araştırmaya ülkemizin her bölgesinden üçer fen eğitimcisi katılmıştır. Mülakatlar yoluyla elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda fen eğitimcilerinin en fazla takım çalışması ve iletişim becerilerine, en az ise girişimcilik becerisine odaklandıkları saptanmıştır.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"33 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-01-01","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"89297610","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu araştırmada, ebeveyni birlikte ve ayrı olan 3-6 yaş aralığındaki okul öncesi dönem çocuklarının anlattıkları öykülerin bağlanma stillerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden olan fenomonoloji deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim yılında Ankara ilinde okul öncesi kurumlarında öğrenim gören 3-6 yaş aralığındaki ebeveyni birlikte 40 ve ebeveyni ayrı 40 toplam 80 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubu, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu” ve "Oyuncak Öykü Tamamlama Testi” (OÖTT) kullanılarak toplanmıştır. Çocukların anlattıkları öykülerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, ebeveyni birlikte ve ayrı olan çocukların bağlanma öykü içeriklerinin benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Boşanma sonrasında çocuk ile ebeveyn ilişkisinde en önemli faktör olan bağlanmanın, boşanma sonrasında ebeveynlerin hem birbirleriyle hem de çocuklarıyla kurdukları iletişimin niteliğine bağlı olduğunu gösteren eğitim ve projelerle ebeveynler desteklenebilir. Bununla birlikte ebeveynlere, boşanma sonrasında çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve bakım gereksiniminin karşılanması durumunda, ebeveynin birlikte ya da ayrı olma durumunun çocuğun bağlanması üzerinde bir etki oluşturmadığını görmeleri sağlanabilir.
{"title":"Ebeveyni Birlikte ve Ayrı olan Okul Öncesi Dönem Çocukların Bağlanma Stillerinin İncelenmesi","authors":"Şerife Eraslan, Neslihan Güney Karaman","doi":"10.30964/auebfd.1118352","DOIUrl":"https://doi.org/10.30964/auebfd.1118352","url":null,"abstract":"Bu araştırmada, ebeveyni birlikte ve ayrı olan 3-6 yaş aralığındaki okul öncesi dönem çocuklarının anlattıkları öykülerin bağlanma stillerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden olan fenomonoloji deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim yılında Ankara ilinde okul öncesi kurumlarında öğrenim gören 3-6 yaş aralığındaki ebeveyni birlikte 40 ve ebeveyni ayrı 40 toplam 80 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubu, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu” ve \"Oyuncak Öykü Tamamlama Testi” (OÖTT) kullanılarak toplanmıştır. Çocukların anlattıkları öykülerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, ebeveyni birlikte ve ayrı olan çocukların bağlanma öykü içeriklerinin benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Boşanma sonrasında çocuk ile ebeveyn ilişkisinde en önemli faktör olan bağlanmanın, boşanma sonrasında ebeveynlerin hem birbirleriyle hem de çocuklarıyla kurdukları iletişimin niteliğine bağlı olduğunu gösteren eğitim ve projelerle ebeveynler desteklenebilir. Bununla birlikte ebeveynlere, boşanma sonrasında çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve bakım gereksiniminin karşılanması durumunda, ebeveynin birlikte ya da ayrı olma durumunun çocuğun bağlanması üzerinde bir etki oluşturmadığını görmeleri sağlanabilir.","PeriodicalId":32482,"journal":{"name":"Ankara Universitesi Egitim Bilimleri Fakultesi Dergisi","volume":"13 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-26","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"83427532","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}