Pub Date : 2022-12-20DOI: 10.26468/trakyasobed.1075781
B. Bozaslan, Eray Acar
Genel olarak Rus tarihi incelendiğinde, devletin önceliği ile ilgili güçlü bir eğilimin varlığına rastlanmakta ve devletin kutsiyetine dair belirgin bir politik tavırdan bahsedebilmek mümkün hale gelmektedir. Knezlikten Çarlık Dönemi’ne, Sovyetler Birliği’nden günümüze değin, bu eğilimin ve tavrın korunduğu ve sürdürülmeye çalışıldığı görülmektedir. Vladimir Putin Dönemi’ne baktığımızda ise devletin önemine ilişkin bu anlayışa “Rusya Ruslarındır” politik duruşunun da uyumlaştırılarak eklendiği gerçekliğiyle karşılaşılmaktadır. 2000’li yılların başında başlayan iktidarında Putin, bu eklemeyi farklı boyutları da göz önünde bulundurarak yapmaya ve kendi devlet anlayışını inşa etmeye çalışmıştır. Birçok açıdan Rusya Federasyonu’nda yeni bir dönemi başlatan Putin, devleti koruyan ve devletin güvenliğini birincil öncelik olarak ele aldığı siyaset tarzıyla sıradan bir siyasetçi olmanın oldukça ötesine geçmiştir. Zira çeyrek asra yakın bir süredir iktidarda bulunan Putin, kendisi gibi düşünen bir avuç elitle birlikte yine devleti kutsallaştıran birtakım ideal ve ilkeler belirlemiş, bu ideal ve ilkeleri benimsemeyen herkes için Rusya Federasyonu’nda yaşamayı âdeta zorlaştırmıştır. Tarihsel geçmişine paralel bir biçimde Putin de “Büyük Devlet” olma idealini devlet politikası haline getiren bir devlet adamı olmaya çalışmıştır. İktidarı devraldığı 2000 yılından sonra hızlı bir ekonomik toparlanma içerisine giren Rusya’da, toplumsal ölçekli sorunlar kısmen de olsa ertelenmiştir. Ekonomik iyileşmenin yarattığı görece refah ortamında ertelenen sorunlar, daha kökleşmiş ve büyümüş bir halde yeniden ortaya çıkmıştır. Demokrasi, özgürlük ve insan haklarıyla ilgili ortaya çıkmaya başlayan ihlaller ve hukuka aykırı uygulamalar, toplumun önemli bir bölümü tarafından eleştirilir olmuştur. Bu çalışmada da Rusya’nın tarihsel sürecinde “devlet” olgusunun nasıl yer bulduğu, nasıl algılandığı ve devlete dair geliştirilen kutsal bakışın kökeninin neler olduğu sorusu üzerinde hareket edilmektedir. Ardından çalışmanın asıl konusunu Rusya Federasyonu’nda “devlet”in anlamı, önemi ve karşısında talîleşebileceklerin neler olduğu ilgili argümanlar literatür eşliğinde incelenmekte ve kuramsal çerçeve de bu sorular eşliğinde oluşturulmaya çalışılmaktadır.
{"title":"RUSYA’DA DEĞİŞMEYEN DEVLET İDEALİ","authors":"B. Bozaslan, Eray Acar","doi":"10.26468/trakyasobed.1075781","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1075781","url":null,"abstract":"Genel olarak Rus tarihi incelendiğinde, devletin önceliği ile ilgili güçlü bir eğilimin varlığına rastlanmakta ve devletin kutsiyetine dair belirgin bir politik tavırdan bahsedebilmek mümkün hale gelmektedir. Knezlikten Çarlık Dönemi’ne, Sovyetler Birliği’nden günümüze değin, bu eğilimin ve tavrın korunduğu ve sürdürülmeye çalışıldığı görülmektedir. Vladimir Putin Dönemi’ne baktığımızda ise devletin önemine ilişkin bu anlayışa “Rusya Ruslarındır” politik duruşunun da uyumlaştırılarak eklendiği gerçekliğiyle karşılaşılmaktadır. 2000’li yılların başında başlayan iktidarında Putin, bu eklemeyi farklı boyutları da göz önünde bulundurarak yapmaya ve kendi devlet anlayışını inşa etmeye çalışmıştır. Birçok açıdan Rusya Federasyonu’nda yeni bir dönemi başlatan Putin, devleti koruyan ve devletin güvenliğini birincil öncelik olarak ele aldığı siyaset tarzıyla sıradan bir siyasetçi olmanın oldukça ötesine geçmiştir. Zira çeyrek asra yakın bir süredir iktidarda bulunan Putin, kendisi gibi düşünen bir avuç elitle birlikte yine devleti kutsallaştıran birtakım ideal ve ilkeler belirlemiş, bu ideal ve ilkeleri benimsemeyen herkes için Rusya Federasyonu’nda yaşamayı âdeta zorlaştırmıştır. Tarihsel geçmişine paralel bir biçimde Putin de “Büyük Devlet” olma idealini devlet politikası haline getiren bir devlet adamı olmaya çalışmıştır. İktidarı devraldığı 2000 yılından sonra hızlı bir ekonomik toparlanma içerisine giren Rusya’da, toplumsal ölçekli sorunlar kısmen de olsa ertelenmiştir. Ekonomik iyileşmenin yarattığı görece refah ortamında ertelenen sorunlar, daha kökleşmiş ve büyümüş bir halde yeniden ortaya çıkmıştır. Demokrasi, özgürlük ve insan haklarıyla ilgili ortaya çıkmaya başlayan ihlaller ve hukuka aykırı uygulamalar, toplumun önemli bir bölümü tarafından eleştirilir olmuştur. Bu çalışmada da Rusya’nın tarihsel sürecinde “devlet” olgusunun nasıl yer bulduğu, nasıl algılandığı ve devlete dair geliştirilen kutsal bakışın kökeninin neler olduğu sorusu üzerinde hareket edilmektedir. Ardından çalışmanın asıl konusunu Rusya Federasyonu’nda “devlet”in anlamı, önemi ve karşısında talîleşebileceklerin neler olduğu ilgili argümanlar literatür eşliğinde incelenmekte ve kuramsal çerçeve de bu sorular eşliğinde oluşturulmaya çalışılmaktadır.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"24 5","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"120920999","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-12-20DOI: 10.26468/trakyasobed.1198709
Nesrin Günay
Edebi eserlerde kullanılan dil birçok bilim dalının inceleme alanına girer. Tarih, kültür tarihi, sosyoloji vb. alanlarda incelemeler yapabilmek için eserlerdeki kelime, kelime grubu cümle gibi dil unsurlarının işlev ve anlam tahlilleri temel verileri oluşturur. Yazar veya şairin özel dili olarak kabul edilen üslup aracılığı ile eserin kaleme alındığı döneme ilişkin bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu çalışmanın konusunu Sermet Muhtar Alus’un Büyük Halk Romanı ilanıyla, 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen Onikiler romanındaki dil unsurlarının incelenmesi oluşturmaktadır. Romanda olay, 1886 yılında İstanbul’da geçer ve İstanbul’un o dönemdeki sokakları, sosyal hayatı, kadın-erkek ilişkileri, bürokrasi, inançlar ile ilgili birçok unsuru canlı bir biçimde yansıtır. Bu canlılık, romanın büyük bir kısmında doğrudan konuşmalara yer verilmesi ve bu konuşmaların, sokakta konuşulan dilin, romana aktarımı ile güçlendirilmiştir. Çalışmada romanda geçen bütün dil ögeleri taranmış ve incelenmiştir. Romanda dönemin konuşma dilinde geçen kelimelerin yazı dilinde rastladığımız anlamlardan farklı gönderimler olduğu görülür. Bu kullanımlar biçim ve anlam bakımından şöyle tasnif edilebilir: a) Yazı dilinde mevcut olup anlam alanı açısından farklılık gösteren fiil kök ve gövdelerine eserde yaygın olarak rastlanır. b) Tabiattaki varlıklar, nesneler, olaylar vb. ile ilişkilendirip somutlaştırma yoluyla mecaz anlam yüklenen kelimeler vardır. c) Tersine söylem kullanarak aktarılan ifadeler vardır. d) Kalıp sözlerde cümle düzeyindeki kullanımlar, gerek devrik cümle dizilişi gerekse kelimelere yüklenen anlam bakımından sözlü anlatım değerindedir. Bu tasnif değerlendirildiğinde, romanda olayın geçtiği dönemin konuşma diline ait zengin örneklerin yer aldığı görülür. Önemli noktalardan biri, romandaki kelimelerin geniş bir anlam alanının olmasıdır. Bu anlam alanları konuşma dilinin zenginliğinin bir yansıması olabilir. Ayrıca o dönemde İstanbul’da her dinden ve ırktan insanın bulunması dile yabancı kökenli kelimelerin girmesine etken olmuştur. Romanda sosyal hayat, terzilik, kadın-erkek ilişkilerine vb. ait doğruda yabancı kelimeler yer almış veya ödünçlenen bu kelimeler Türkçe ses hususiyetlerine göre değişim geçirerek kullanılmıştır. Sonuç olarak, Türk Edebiyatında halka hitap eden-halkı anlatan romanların külliyatının oluşturulup dil incelemelerinin yapılması, kelime kadrolarının tasnif ve tahlil edilmesi Türk Dilinin zengin söz varlığını ortaya çıkarma, güncel söz varlığına katkılar sağlama bakımlarından önem arz etmektedir.
{"title":"SERMET MUHTAR ALUS’UN ONİKİLER ROMANINDA KONUŞMA DİLİ UNSURLARI VE ANLAM ALANLARI","authors":"Nesrin Günay","doi":"10.26468/trakyasobed.1198709","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1198709","url":null,"abstract":"Edebi eserlerde kullanılan dil birçok bilim dalının inceleme alanına girer. Tarih, kültür tarihi, sosyoloji vb. alanlarda incelemeler yapabilmek için eserlerdeki kelime, kelime grubu cümle gibi dil unsurlarının işlev ve anlam tahlilleri temel verileri oluşturur. Yazar veya şairin özel dili olarak kabul edilen üslup aracılığı ile eserin kaleme alındığı döneme ilişkin bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu çalışmanın konusunu Sermet Muhtar Alus’un Büyük Halk Romanı ilanıyla, 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen Onikiler romanındaki dil unsurlarının incelenmesi oluşturmaktadır. Romanda olay, 1886 yılında İstanbul’da geçer ve İstanbul’un o dönemdeki sokakları, sosyal hayatı, kadın-erkek ilişkileri, bürokrasi, inançlar ile ilgili birçok unsuru canlı bir biçimde yansıtır. Bu canlılık, romanın büyük bir kısmında doğrudan konuşmalara yer verilmesi ve bu konuşmaların, sokakta konuşulan dilin, romana aktarımı ile güçlendirilmiştir. Çalışmada romanda geçen bütün dil ögeleri taranmış ve incelenmiştir. Romanda dönemin konuşma dilinde geçen kelimelerin yazı dilinde rastladığımız anlamlardan farklı gönderimler olduğu görülür. Bu kullanımlar biçim ve anlam bakımından şöyle tasnif edilebilir: a) Yazı dilinde mevcut olup anlam alanı açısından farklılık gösteren fiil kök ve gövdelerine eserde yaygın olarak rastlanır. b) Tabiattaki varlıklar, nesneler, olaylar vb. ile ilişkilendirip somutlaştırma yoluyla mecaz anlam yüklenen kelimeler vardır. c) Tersine söylem kullanarak aktarılan ifadeler vardır. d) Kalıp sözlerde cümle düzeyindeki kullanımlar, gerek devrik cümle dizilişi gerekse kelimelere yüklenen anlam bakımından sözlü anlatım değerindedir. Bu tasnif değerlendirildiğinde, romanda olayın geçtiği dönemin konuşma diline ait zengin örneklerin yer aldığı görülür. Önemli noktalardan biri, romandaki kelimelerin geniş bir anlam alanının olmasıdır. Bu anlam alanları konuşma dilinin zenginliğinin bir yansıması olabilir. Ayrıca o dönemde İstanbul’da her dinden ve ırktan insanın bulunması dile yabancı kökenli kelimelerin girmesine etken olmuştur. Romanda sosyal hayat, terzilik, kadın-erkek ilişkilerine vb. ait doğruda yabancı kelimeler yer almış veya ödünçlenen bu kelimeler Türkçe ses hususiyetlerine göre değişim geçirerek kullanılmıştır. Sonuç olarak, Türk Edebiyatında halka hitap eden-halkı anlatan romanların külliyatının oluşturulup dil incelemelerinin yapılması, kelime kadrolarının tasnif ve tahlil edilmesi Türk Dilinin zengin söz varlığını ortaya çıkarma, güncel söz varlığına katkılar sağlama bakımlarından önem arz etmektedir.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"17 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"123311451","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-12-20DOI: 10.26468/trakyasobed.1133414
Osman Aslan, Ömer Yilar
Kitaplar sadece ana yazılı metinlerden oluşmazlar. Ön söz, son söz, resimler, yazar adı, yayınevi, kaynaklar, tablolar, içindekiler gibi birçok unsurlardan oluşan bir bütünü ifade ederler. Fiziksel olarak metin ile aynı ortamda bulunan bu ögeler peritekstual unsurlar olarak ifade edilmektedir. Okurlar kitabı okurken metin dışı unsurlara da bakar ve okur. Ancak peritekstual okuma düzeyleri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bu çalışma ile ilkokul öğrencilerinin peritekstual okuma düzeylerini belirleme ölçeği geliştirme amacı ile yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemine uygun olarak tarama modeli benimsenmiştir. Ölçeğin çalışma grubu, tabakalı örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Ölçeğe ilişkin madde havuzu oluşturulması sürecinde literatür taraması yapılmış, uzman görüşleri alınmıştır. Araştırmaya 35’i ön uygulama, 572’si açımlayıcı faktör analizinde (AFA), 151’i ise doğrulayıcı faktör analizinde (DFA) olmak üzere toplam 758 ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Veriler SPSS 22 ve AMOS 24 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ön uygulama sonucunda 25 maddeye düşürülen ölçeğe yönelik geçerlik ve güvenirlik analizleri uygulanmıştır. Ölçeğin Alpha güvenirlik katsayısı ise .87 bulunmuştur. AFA sonucunda ölçeğin üç faktörlü ve on altı maddeden oluşan bir yapıya sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca bu üç faktör ölçeğe ait toplam varyansın %39,511’ini açıklamaktadır. DFA sonucu elde edilen uyum iyiliği indeksleri X²=165,675 (sd=101, p=.00), X²/sd=1,64, RMSEA=.06, RMR=.03, CFI=.92, TLI=.90, IFI=.92 olarak bulunmuş ve keşfedilen yapının iyi bir uyuma sahip olduğu görülmüştür. Ölçeğin alt boyutları ise ‘metin içi peritekstual unsurları okuma, künye bilgilerini okuma ve görsel unsurları okuma’ olarak isimlendirilmiştir. Araştırma sonucunda geçerli ve güvenilir peritekstual okuma düzeyi belirleme ölçeği elde edilmiştir.
{"title":"Peritekstual Okuma Düzeyi Belirleme Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması","authors":"Osman Aslan, Ömer Yilar","doi":"10.26468/trakyasobed.1133414","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1133414","url":null,"abstract":"Kitaplar sadece ana yazılı metinlerden oluşmazlar. Ön söz, son söz, resimler, yazar adı, yayınevi, kaynaklar, tablolar, içindekiler gibi birçok unsurlardan oluşan bir bütünü ifade ederler. Fiziksel olarak metin ile aynı ortamda bulunan bu ögeler peritekstual unsurlar olarak ifade edilmektedir. Okurlar kitabı okurken metin dışı unsurlara da bakar ve okur. Ancak peritekstual okuma düzeyleri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bu çalışma ile ilkokul öğrencilerinin peritekstual okuma düzeylerini belirleme ölçeği geliştirme amacı ile yapılmıştır. \u0000Çalışmada nicel araştırma yöntemine uygun olarak tarama modeli benimsenmiştir. Ölçeğin çalışma grubu, tabakalı örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Ölçeğe ilişkin madde havuzu oluşturulması sürecinde literatür taraması yapılmış, uzman görüşleri alınmıştır. Araştırmaya 35’i ön uygulama, 572’si açımlayıcı faktör analizinde (AFA), 151’i ise doğrulayıcı faktör analizinde (DFA) olmak üzere toplam 758 ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Veriler SPSS 22 ve AMOS 24 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ön uygulama sonucunda 25 maddeye düşürülen ölçeğe yönelik geçerlik ve güvenirlik analizleri uygulanmıştır. Ölçeğin Alpha güvenirlik katsayısı ise .87 bulunmuştur. \u0000AFA sonucunda ölçeğin üç faktörlü ve on altı maddeden oluşan bir yapıya sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca bu üç faktör ölçeğe ait toplam varyansın %39,511’ini açıklamaktadır. DFA sonucu elde edilen uyum iyiliği indeksleri X²=165,675 (sd=101, p=.00), X²/sd=1,64, RMSEA=.06, RMR=.03, CFI=.92, TLI=.90, IFI=.92 olarak bulunmuş ve keşfedilen yapının iyi bir uyuma sahip olduğu görülmüştür. Ölçeğin alt boyutları ise ‘metin içi peritekstual unsurları okuma, künye bilgilerini okuma ve görsel unsurları okuma’ olarak isimlendirilmiştir. Araştırma sonucunda geçerli ve güvenilir peritekstual okuma düzeyi belirleme ölçeği elde edilmiştir.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"7 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"128978957","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-12-20DOI: 10.26468/trakyasobed.1058916
Mustafa Fi̇li̇z, Sümeyye Güngör
Bu çalışmanın amacı hastanelerde sağlık hizmetleri sunumunda hastaların hasta dostu algısını ve bunu etkilen bir kısım değişkenlere göre incelemektir. Çalışmanın evrenini son bir yılda herhangi bir sağlık kurumundan sağlık hizmetinden faydalanmış, 18 yaş üstü Türkiye geneli bireyler, örneklemini ise, ankete katılmaya gönüllü olan 382 kişi oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerinin toplanmasında Hasta Dostu Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre tercih edilen hasta türü arasında güven ve şefkatli iletişim boyutunda anlamlı fark bulunmaktadır. Bireylerin özel hastaneyi tercih etmesinde kamu hastanesine göre şefkatli iletişim boyutunda farklılık vardır. Üniversite hastanelerini tercih eden bireyler kamu hastanesini tercih edenlere göre daha yüksek güven boyutuna sahiptir. Sağlık hizmeti sunumunda hastanelerin hasta dostu olması bireylerin hastane tercihinde etkilidir. Bireylerin sağlık hizmeti alırken hastane tercihinde belirli kriterleri dikkate aldıkları baz alındığında, sağlık hizmetine yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmaktadır. Kamu hastanelerinin daha çok tercih edilmesine rağmen şefkatli iletişim ve güven noktasında bireylerin ihtiyaçlarını karşılamadığı görülmektedir. Hastaların verilen sağlık hizmeti süresinden ziyade sağlık hizmetlerinin niteliğine daha çok odaklandıkları sonucuna varılmıştır.
{"title":"SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA HASTA DOSTU KAVRAMI ÜZERİNDE BİR DEĞERLENDİRME","authors":"Mustafa Fi̇li̇z, Sümeyye Güngör","doi":"10.26468/trakyasobed.1058916","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1058916","url":null,"abstract":"Bu çalışmanın amacı hastanelerde sağlık hizmetleri sunumunda hastaların hasta dostu algısını ve bunu etkilen bir kısım değişkenlere göre incelemektir. Çalışmanın evrenini son bir yılda herhangi bir sağlık kurumundan sağlık hizmetinden faydalanmış, 18 yaş üstü Türkiye geneli bireyler, örneklemini ise, ankete katılmaya gönüllü olan 382 kişi oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerinin toplanmasında Hasta Dostu Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre tercih edilen hasta türü arasında güven ve şefkatli iletişim boyutunda anlamlı fark bulunmaktadır. Bireylerin özel hastaneyi tercih etmesinde kamu hastanesine göre şefkatli iletişim boyutunda farklılık vardır. Üniversite hastanelerini tercih eden bireyler kamu hastanesini tercih edenlere göre daha yüksek güven boyutuna sahiptir. Sağlık hizmeti sunumunda hastanelerin hasta dostu olması bireylerin hastane tercihinde etkilidir. Bireylerin sağlık hizmeti alırken hastane tercihinde belirli kriterleri dikkate aldıkları baz alındığında, sağlık hizmetine yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmaktadır. Kamu hastanelerinin daha çok tercih edilmesine rağmen şefkatli iletişim ve güven noktasında bireylerin ihtiyaçlarını karşılamadığı görülmektedir. Hastaların verilen sağlık hizmeti süresinden ziyade sağlık hizmetlerinin niteliğine daha çok odaklandıkları sonucuna varılmıştır.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"76 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-12-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"125660047","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-06-06DOI: 10.26468/trakyasobed.995802
Ayhan Küngerü
Transhümanizm insanoğlunun bilim ve teknoloji aracılığıyla mevcut fiziksel ve zihinsel bağlarından kurtulmasını amaçlayan bir yaklaşımdır. İnsanoğlunun hastalık, yaşlanma ve ölüm gibi şu an sahip olduğu engellerden kurtulması ve daha fazla bilişsel kabiliyete sahip olması hedeflenmektedir. Transhümanizm savunucuları ölümün ertelenmesi ve yaşam süresinin sınırsızlığı, dünya dışı yerlerde yaşam, insanların başka zekâlar ile beraber var olması gibi temalar üzerine odaklanmaktadırlar. Bu düşüncelerin temelinde de teknolojilerin varacağı nokta yer almaktadır. Bu bağlamda transhümanizmin temel argümanlarından birisi de insanların bedenleri ve zihinleri üzerinde değişiklik yapabilme hakkı olarak ifade edilen morfolojik özgürlüktür. Yaklaşımın altında yatan temel düşünce insanın iyileştirilmesidir. Günümüzde çok geniş bir çalışma alanını içeren biyopolitika kavramı, insanların hayatlarını uzatmaya yönelik birçok farklı konuya gönderme yapabilmektedir. Biyopolitika kavramından bahsedildiğinde yaşam ile ilgili düzenlemeleri içeren birçok unsur, kavramın çalışma alanı içerisine girmekte ve politik bir araç haline getirilebilmektedir. Çalışma Değiştirilmiş Karbon dizisinde transhümanizm ve morfolojik özgürlük kavramları üzerinden ölümün ertelenmesini temel alan bir biyopolitika anlayışının oluştuğunu öne sürmekte ve bunu da morfolojik özgürlüğün biyopolitikası olarak adlandırmaktadır. Dizide tranhümanizmin gelecek öngörüsü bağlamında ortaya çıkan bu biyopolitika anlayışında beden üzerinden gerçekleşen bir kontrol ve egemenlik halinin ortaya çıktığı savunulmaktadır.
{"title":"Transhümanizm kavramı çerçevesinde bir biyopolitika anlayışı: Değiştirilmiş Karbon dizisi örneği","authors":"Ayhan Küngerü","doi":"10.26468/trakyasobed.995802","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.995802","url":null,"abstract":"Transhümanizm insanoğlunun bilim ve teknoloji aracılığıyla mevcut fiziksel ve zihinsel bağlarından kurtulmasını amaçlayan bir yaklaşımdır. İnsanoğlunun hastalık, yaşlanma ve ölüm gibi şu an sahip olduğu engellerden kurtulması ve daha fazla bilişsel kabiliyete sahip olması hedeflenmektedir. Transhümanizm savunucuları ölümün ertelenmesi ve yaşam süresinin sınırsızlığı, dünya dışı yerlerde yaşam, insanların başka zekâlar ile beraber var olması gibi temalar üzerine odaklanmaktadırlar. Bu düşüncelerin temelinde de teknolojilerin varacağı nokta yer almaktadır. Bu bağlamda transhümanizmin temel argümanlarından birisi de insanların bedenleri ve zihinleri üzerinde değişiklik yapabilme hakkı olarak ifade edilen morfolojik özgürlüktür. Yaklaşımın altında yatan temel düşünce insanın iyileştirilmesidir. Günümüzde çok geniş bir çalışma alanını içeren biyopolitika kavramı, insanların hayatlarını uzatmaya yönelik birçok farklı konuya gönderme yapabilmektedir. Biyopolitika kavramından bahsedildiğinde yaşam ile ilgili düzenlemeleri içeren birçok unsur, kavramın çalışma alanı içerisine girmekte ve politik bir araç haline getirilebilmektedir. Çalışma Değiştirilmiş Karbon dizisinde transhümanizm ve morfolojik özgürlük kavramları üzerinden ölümün ertelenmesini temel alan bir biyopolitika anlayışının oluştuğunu öne sürmekte ve bunu da morfolojik özgürlüğün biyopolitikası olarak adlandırmaktadır. Dizide tranhümanizmin gelecek öngörüsü bağlamında ortaya çıkan bu biyopolitika anlayışında beden üzerinden gerçekleşen bir kontrol ve egemenlik halinin ortaya çıktığı savunulmaktadır.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"47 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-06-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"128848571","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-06-06DOI: 10.26468/trakyasobed.1099730
Tuğçe Yardim, Gizem Engin
Çalışmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının akademik erteleme davranışları ile zaman yönetim beceri düzeylerinin tespit edilmesi ve akademik erteleme davranışı ile zaman yönetim becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu sebeple araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada örneklem, tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Türkiye’deki yedi coğrafi bölgenin her birini temsil eden yedi üniversite rastgele seçilmiştir. Araştırmanın örnekleminde yedi devlet üniversitesinin sınıf eğitimi ana bilim dalında öğrenim görmekte olan 665 öğretmen adayı yer almaktadır. Britton ve Tesser (1991)’ in geliştirdiği, Alay ve Koçak (2002)’ın Türkçe’ye uyarladığı “Zaman Yönetimi Ölçeği” ve “Akademik Erteleme Ölçeği” veri toplama araçlarıdır. Akademik Erteleme Ölçeği” Çakıcı (2003) tarafından geliştirilmiştir. Çalışmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının akademik erteleme davranışına orta düzeyde sahip olduğu belirlenmiştir. Akademik erteleme davranışını en yüksek seviyede gösteren sınıf düzeyi 1. sınıf öğretmen adayları, en düşük seviyede gösteren sınıf düzeyi ise 2. sınıf öğretmen adayları olarak belirlenmiştir. Akademik başarı düzeylerine göre incelendiğinde ise akademik erteleme davranışını en az düzeyde sergileyen grubun akademik başarısı en yüksek olan grup olduğu görülmüştür Araştırmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının zaman yönetim becerileri orta seviyede bulunmuştur. Zaman yönetim becerilerinin sınıf düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Yüksek seviyede akademik başarısı olan grubun zaman yönetim becerilerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının akademik erteleme davranışlarının artmasıyla zaman yönetim becerilerinin azaldığı ortaya koyulmuştur.
{"title":"SINIF EĞİTİMİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ AKADEMİK ERTELEME DAVRANIŞLARI VE ZAMAN YÖNETİM BECERİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ","authors":"Tuğçe Yardim, Gizem Engin","doi":"10.26468/trakyasobed.1099730","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1099730","url":null,"abstract":"Çalışmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının akademik erteleme davranışları ile zaman yönetim beceri düzeylerinin tespit edilmesi ve akademik erteleme davranışı ile zaman yönetim becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu sebeple araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada örneklem, tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Türkiye’deki yedi coğrafi bölgenin her birini temsil eden yedi üniversite rastgele seçilmiştir. Araştırmanın örnekleminde yedi devlet üniversitesinin sınıf eğitimi ana bilim dalında öğrenim görmekte olan 665 öğretmen adayı yer almaktadır. Britton ve Tesser (1991)’ in geliştirdiği, Alay ve Koçak (2002)’ın Türkçe’ye uyarladığı “Zaman Yönetimi Ölçeği” ve “Akademik Erteleme Ölçeği” veri toplama araçlarıdır. Akademik Erteleme Ölçeği” Çakıcı (2003) tarafından geliştirilmiştir. Çalışmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının akademik erteleme davranışına orta düzeyde sahip olduğu belirlenmiştir. Akademik erteleme davranışını en yüksek seviyede gösteren sınıf düzeyi 1. sınıf öğretmen adayları, en düşük seviyede gösteren sınıf düzeyi ise 2. sınıf öğretmen adayları olarak belirlenmiştir. Akademik başarı düzeylerine göre incelendiğinde ise akademik erteleme davranışını en az düzeyde sergileyen grubun akademik başarısı en yüksek olan grup olduğu görülmüştür Araştırmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının zaman yönetim becerileri orta seviyede bulunmuştur. Zaman yönetim becerilerinin sınıf düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Yüksek seviyede akademik başarısı olan grubun zaman yönetim becerilerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada sınıf eğitimi öğretmen adaylarının akademik erteleme davranışlarının artmasıyla zaman yönetim becerilerinin azaldığı ortaya koyulmuştur.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"28 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-06-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"122132900","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-06-06DOI: 10.26468/trakyasobed.1038518
Yasemin SARIKAYA LEVENT
Soli-Pompeiopolis, once a glorious harbor city of Roman Empire, have not been settled after its destruction due to an earthquake in 525 AD until the modern times of the city of Mersin. During the time of their visits to Soli-Pompeiopolis, the 19th century European travelers have presented their observations on the ancient city in their notes. Most of the archaeological remains mentioned in travelers’ notes are not present currently in the site. The main question arises as what has happened to the ancient city within the last two centuries so that archaeological remains had disappeared. The aim of this article is to explore settlement history of Soli-Pompeiopolis ancient site and its vicinity in order to determine factors resulted in loss of archaeological remains. The article intends to conduct historical analysis to detect settlement history and comparative analysis to understand the severity and reason of the damage given to the site.
{"title":"Son İki Yüzyılda Soli-Pompeiopolis’te Neler Oldu?","authors":"Yasemin SARIKAYA LEVENT","doi":"10.26468/trakyasobed.1038518","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1038518","url":null,"abstract":"Soli-Pompeiopolis, once a glorious harbor city of Roman Empire, have not been settled after its destruction due to an earthquake in 525 AD until the modern times of the city of Mersin. During the time of their visits to Soli-Pompeiopolis, the 19th century European travelers have presented their observations on the ancient city in their notes. Most of the archaeological remains mentioned in travelers’ notes are not present currently in the site. The main question arises as what has happened to the ancient city within the last two centuries so that archaeological remains had disappeared. The aim of this article is to explore settlement history of Soli-Pompeiopolis ancient site and its vicinity in order to determine factors resulted in loss of archaeological remains. The article intends to conduct historical analysis to detect settlement history and comparative analysis to understand the severity and reason of the damage given to the site.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"34 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-06-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"130522897","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-06-06DOI: 10.26468/trakyasobed.1003641
Emel ÇOKOĞULLAR BOZASLAN
Genel olarak 1980’lerin ikinci yarısından itibaren kamusal alanda dinî canlanma olarak adlandırılabilecek örgütlenmelere ve aktörlere rastlanmaktadır. Kamusal alanın laik sınırlarının bu örgütlenmeler ve aktörler tarafından zorlandığı ve yine bu örgütlenmelerin ve aktörlerin kamusal alanda kendilerine yer bulma çabasının belirginlik kazandığı öne sürülmektedir. Dinin geri dönüşü ya da dinî uyanış olarak adlandırılan ve aslında özellikle Batı’da bu hareketliliğin anlamlandırılamadığı bir süreç yaşanmaktadır. “Post-sekülerizm” olarak tanımlanmaya başlayan bu süreç, dinin kamusal alanı oluşturan “çok”lardan biri olup olamayacağı sorusuna odaklanmaktadır. Dinin, bir “müzakere alanı” olarak kamusal alanın dili ve ruhu ile uyum sağlayıp sağlayamayacağı post-sekülerizm tartışmalarının ana konusunu oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle, dinin tek bir hakikat vurgusu ile rasyonel iletişim pratiği açısından ne tür bir meşruiyet zemini oluşturacağı sorunsalı üzerinde durulmaktadır. Sekülerleşme kuramlarının da bu dinî canlanma nedeniyle sorgulanmaya başlandığı görülmektedir. Dinin bir daha geri dönmemek üzere modern yaşamın dışına gönderildiği savunusunun aksi yönünde bir gelişme yaşandığı pek çok araştırmacı tarafından dile getirilmekte ve pratiğe yansımaları incelenmektedir. Din, neden geri dönmüştür ya da hiç gitmemiş midir yoksa sekülerliğin yeni bir evresi mi yaşanmaktadır soruları sorulmakta ve bu soruların yanıtları aranmaktadır. Bu çalışmada da literatürdeki bu tartışmaların yanında sekülerleşme kuramlarının neler söyledikleri ve sekülerleşme kuramlarına karşıtlık oluşturacak bir eylemsellikten bahsedilip bahsedilemeyeceği ele alınmaktadır. Batı'daki ve Türkiye’deki dinî hareketliliklerin talepleri, görünürlükleri ve kamusalın inşasına dair söylemleri de literatürdeki sorular ve tartışmalar eşliğinde yeniden değerlendirilmektedir.
{"title":"POST-SEKÜLERİZM TARTIŞMALARI: YENİ OLAN NE?","authors":"Emel ÇOKOĞULLAR BOZASLAN","doi":"10.26468/trakyasobed.1003641","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.1003641","url":null,"abstract":"Genel olarak 1980’lerin ikinci yarısından itibaren kamusal alanda dinî canlanma olarak adlandırılabilecek örgütlenmelere ve aktörlere rastlanmaktadır. Kamusal alanın laik sınırlarının bu örgütlenmeler ve aktörler tarafından zorlandığı ve yine bu örgütlenmelerin ve aktörlerin kamusal alanda kendilerine yer bulma çabasının belirginlik kazandığı öne sürülmektedir. Dinin geri dönüşü ya da dinî uyanış olarak adlandırılan ve aslında özellikle Batı’da bu hareketliliğin anlamlandırılamadığı bir süreç yaşanmaktadır. “Post-sekülerizm” olarak tanımlanmaya başlayan bu süreç, dinin kamusal alanı oluşturan “çok”lardan biri olup olamayacağı sorusuna odaklanmaktadır. Dinin, bir “müzakere alanı” olarak kamusal alanın dili ve ruhu ile uyum sağlayıp sağlayamayacağı post-sekülerizm tartışmalarının ana konusunu oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle, dinin tek bir hakikat vurgusu ile rasyonel iletişim pratiği açısından ne tür bir meşruiyet zemini oluşturacağı sorunsalı üzerinde durulmaktadır. Sekülerleşme kuramlarının da bu dinî canlanma nedeniyle sorgulanmaya başlandığı görülmektedir. Dinin bir daha geri dönmemek üzere modern yaşamın dışına gönderildiği savunusunun aksi yönünde bir gelişme yaşandığı pek çok araştırmacı tarafından dile getirilmekte ve pratiğe yansımaları incelenmektedir. Din, neden geri dönmüştür ya da hiç gitmemiş midir yoksa sekülerliğin yeni bir evresi mi yaşanmaktadır soruları sorulmakta ve bu soruların yanıtları aranmaktadır. Bu çalışmada da literatürdeki bu tartışmaların yanında sekülerleşme kuramlarının neler söyledikleri ve sekülerleşme kuramlarına karşıtlık oluşturacak bir eylemsellikten bahsedilip bahsedilemeyeceği ele alınmaktadır. Batı'daki ve Türkiye’deki dinî hareketliliklerin talepleri, görünürlükleri ve kamusalın inşasına dair söylemleri de literatürdeki sorular ve tartışmalar eşliğinde yeniden değerlendirilmektedir.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"58 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-06-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"124601185","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-06-06DOI: 10.26468/trakyasobed.930987
Şefika Melike Çağatay, R. Akçay
Bu araştırmanın amacı eğitim fakültelerindeki öğretmen yetiştirme sürecinde öğretmen adaylarının gelişimine ilişkin yöneticilerin yönetsel uygulamalarını belirlemektir. Öğretmen adayının, öğretmenlik mesleğine hazır olması için gerekli becerilerle donatılması eğitim fakültelerinin en önemli görevidir. Öğretmen adayının mesleki, kişisel ve akademik gelişim süreçlerine fakülte ve bölüm yönetimlerinin bakış açısı eğitim fakültesinin niteliğini oluşturur. Araştırma deseni nitel durum çalışmasıdır. A ve B durumu, eğitim fakültelerinin fakülte olma tarihi ile sınırlandırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılan araştırmada iki durum içinde toplam 6 dekan ve 17 bölüm başkanı ile görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeler içerik analizi ile kod, kategori ve tema oluşturma şeklinde analiz edilmiştir. Öğretmen adayının gelişiminde başlıca belirleyiciler; akademisyenlerin kalitesi, fakülte ve üniversitede düzenlenen etkinlikler, öğretmen yetiştirme programının içeriği, yönetsel insiyatif kullanabilme, öğretmen adayının öğretmen olma motivasyonu, fakültenin bulunduğu yerleşim biriminin özellikleri şeklindedir. Yönetsel güçlükler olarak da, bütçe ve kaynak sıkıntısı, yetkinin sınırlılığı, akademisyenlerin işbirliğine karşı isteksizliği, bürokratik engeller olarak öne çıkmaktadır. Öğretmen adayının tüm yönleri ile nitelikli donanıma sahip mezun olması ve meslek yaşantısında da bu kazanımları sürdürebilmesi için, fakültelerin olanaklarının yönetim ve akademisyenler ile işbirliğinde işe koşulmasına ilişkin öneriler ortaya çıkmıştır.
{"title":"ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK, MESLEKİ VE KİŞİSEL GELİŞİMLERİNE İLİŞKİN YÖNETSEL UYGULAMALAR","authors":"Şefika Melike Çağatay, R. Akçay","doi":"10.26468/trakyasobed.930987","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.930987","url":null,"abstract":"Bu araştırmanın amacı eğitim fakültelerindeki öğretmen yetiştirme sürecinde öğretmen adaylarının gelişimine ilişkin yöneticilerin yönetsel uygulamalarını belirlemektir. Öğretmen adayının, öğretmenlik mesleğine hazır olması için gerekli becerilerle donatılması eğitim fakültelerinin en önemli görevidir. Öğretmen adayının mesleki, kişisel ve akademik gelişim süreçlerine fakülte ve bölüm yönetimlerinin bakış açısı eğitim fakültesinin niteliğini oluşturur. Araştırma deseni nitel durum çalışmasıdır. A ve B durumu, eğitim fakültelerinin fakülte olma tarihi ile sınırlandırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılan araştırmada iki durum içinde toplam 6 dekan ve 17 bölüm başkanı ile görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeler içerik analizi ile kod, kategori ve tema oluşturma şeklinde analiz edilmiştir. Öğretmen adayının gelişiminde başlıca belirleyiciler; akademisyenlerin kalitesi, fakülte ve üniversitede düzenlenen etkinlikler, öğretmen yetiştirme programının içeriği, yönetsel insiyatif kullanabilme, öğretmen adayının öğretmen olma motivasyonu, fakültenin bulunduğu yerleşim biriminin özellikleri şeklindedir. Yönetsel güçlükler olarak da, bütçe ve kaynak sıkıntısı, yetkinin sınırlılığı, akademisyenlerin işbirliğine karşı isteksizliği, bürokratik engeller olarak öne çıkmaktadır. Öğretmen adayının tüm yönleri ile nitelikli donanıma sahip mezun olması ve meslek yaşantısında da bu kazanımları sürdürebilmesi için, fakültelerin olanaklarının yönetim ve akademisyenler ile işbirliğinde işe koşulmasına ilişkin öneriler ortaya çıkmıştır.","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"19 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-06-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"125449124","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Pub Date : 2022-06-06DOI: 10.26468/trakyasobed.817792
Aytekin Bi̇rgi̇n, H. Özcan
Bu çalışma ile 8. sınıf öğrencilerinin, mevsimlerin oluşumu konusundaki kazanımlarını değerlendirebilmek için geçerli ve güvenilir bir başarı testinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Mevsimlerin oluşumu konusu ile ilgili alanyazın incelendiğinde genellikle kavram yanılgıları üzerine yapılan çalışmalar tespit edilmiş; herhangi bir test geliştirme çalışmasına rastlanmamıştır. Çalışma tarama yöntemi ile yürütülmüş olup alanyazındaki test geliştirme basamakları kullanılmıştır. 2020–2021 eğitim öğretim yılı güz döneminde İç Anadolu Bölgesindeki bir il merkezi ile ona bağlı ilçe merkezlerindeki ortaokullarda öğrenim gören ve mevsimlerin oluşumu konusunu tamamlamış 347 sekizinci sınıf öğrencisi, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında 2018 yılında yayımlanan fen bilimleri dersi öğretim programındaki 8. sınıf kazanımları kapsamında 30 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan bir başarı testi hazırlanmıştır. Başarı testinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış, Cronbach Alfa iç tutarlık 0,83 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucu, düzenlenen veya çıkarılan maddeler olmakla birlikte testte kalması kararlaştırılan maddelerin ortalama güçlük (pj = ,44) ve ortalama ayırt edicilik (rj = ,50) değerlerinin uygun olduğu ifade edilebilir. Çalışma ile mevsimlerin oluşumu konusu ile ilgili 8. sınıf seviyesinde 27 sorudan oluşan bir başarı testi geliştirilmiştir
{"title":"DEVELOPMENT OF AN INSTRUMENT FOR MEASURING 8TH GRADE STUDENTS’ KNOWLEDGE ABOUT FORMATION OF SEASONS","authors":"Aytekin Bi̇rgi̇n, H. Özcan","doi":"10.26468/trakyasobed.817792","DOIUrl":"https://doi.org/10.26468/trakyasobed.817792","url":null,"abstract":"Bu çalışma ile 8. sınıf öğrencilerinin, mevsimlerin oluşumu konusundaki kazanımlarını değerlendirebilmek için geçerli ve güvenilir bir başarı testinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Mevsimlerin oluşumu konusu ile ilgili alanyazın incelendiğinde genellikle kavram yanılgıları üzerine yapılan çalışmalar tespit edilmiş; herhangi bir test geliştirme çalışmasına rastlanmamıştır. Çalışma tarama yöntemi ile yürütülmüş olup alanyazındaki test geliştirme basamakları kullanılmıştır. 2020–2021 eğitim öğretim yılı güz döneminde İç Anadolu Bölgesindeki bir il merkezi ile ona bağlı ilçe merkezlerindeki ortaokullarda öğrenim gören ve mevsimlerin oluşumu konusunu tamamlamış 347 sekizinci sınıf öğrencisi, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında 2018 yılında yayımlanan fen bilimleri dersi öğretim programındaki 8. sınıf kazanımları kapsamında 30 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan bir başarı testi hazırlanmıştır. Başarı testinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış, Cronbach Alfa iç tutarlık 0,83 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucu, düzenlenen veya çıkarılan maddeler olmakla birlikte testte kalması kararlaştırılan maddelerin ortalama güçlük (pj = ,44) ve ortalama ayırt edicilik (rj = ,50) değerlerinin uygun olduğu ifade edilebilir. Çalışma ile mevsimlerin oluşumu konusu ile ilgili 8. sınıf seviyesinde 27 sorudan oluşan bir başarı testi geliştirilmiştir","PeriodicalId":373770,"journal":{"name":"Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi","volume":"1 1","pages":"0"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2022-06-06","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"130129244","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}